20 Mart 2019 Çarşamba

SEVDALI

Kusursuz yaşanır acılar
Kusursuz...
Gülüşünden süzersin ağılanmış düşleri
Gecenin karasında demlersin sesssizce...
Dört duvar seyrinde şekillenir yaşam
Dört duvara bir avuç mavi sığar, bir kaç saat belki...
Bir kaç dakika
Bir an....
Sonra?
Sonrası yumduğun avuçlarında  gizlenen hikâyelerindir.
Ağzının içinden gülüşünü avuç dolusu içersin sevdalının.
En çıplağı dans eder figürlerin
An'lara sığmadığın andır bu..
En savunmasız an!
Sevdalının gözleri düşünce gözlerine.
Kafeste güvercin çılgınlığında gecenin karanlığına çarpar kanatların.
Çarpar...
Çarpar...
Umarsız acılar yerleşir hücrelerine..
Yerlere uçuşan kanatlar misali savrulur, uçuşur, dökülür düşler.
Gülüşüne firari anlarda teslim alır geceni, sancılı isyanlar.
İmgelere mültecidir bütün sevişmeler.
İmgelere mülteci....
Bedenin mahpus, ellerin mahpus, düşlerin özgür
Ve yüreğin sevdalı....
Buğusuna sığındığın mor bir şafak zamanı, yorgun düşlerin  dalar uykuya
Ve suskundur solukların çarpışma zamanı.
Yorgundur..
Fıratın Dicleye kör aşkı olur an;
Dokunur geçer sessiz, habersiz, bir o kadar delidir  ve o kadar sevdalı...

Bedenin mahpus, ellerin mahpus, düşlerin özgür
Ve yüreğin sevdalı....

Süheyla Güney Avcı

9 Mart 2019 Cumartesi

KADIN OLMAK

KADIN OLMAK Kır zincirlerimi haydi Çöz kelepçeyi bileklerimden Sırtıma vurduğun yükün al birazını Ve uyar beni saat on iki olmadan Bir günlük saltanatıma veda edip Döneyim yine eski halime Camdan pabuçlarım kaybolmadan Uzun saçlarımdan ben mi sorumluydum? Aklı kısadır dedin de aklımı aldın
PARANOYA SEYRİNDE

"Yeni şiirlere yeni sayfalar gerek bazen, yeni yollar, yeni bulutlar, yeni tozlar dumanlar, Kimbilir?  yeni gülüşler hüzünler gerek.. "
      Küskünüm bugün, öyle ki tek bir insanoğlunun  sesini duymak istemeyecek kadar da öfkeliyim... Yeryüzünün en ücra köşesine sığınıp dönmeyecek kadar bıkkın... Herşeyi omuzumun köşesinden silkip atacak kadar umursamaz...Kimsenin derdini dinlemeyecek kadar yorgun.. İnsan denen canlıya ölesiye kırgınım... Ve yine öfkeli..
       Korkaklar değil midir en aciz saldırılarıyla  kendine duvar yapanlar.. Düşünün ki bir gün duvar dört yanını  saracak ve içinden çıkacak yer kalmayacak. Korku insana kendi mahpusluğunu kendi elleriyle yaptırır öyle ya. Korkaklar bu yüzden özgür değildir; çünkü  asıl köle kendi zulümlerinden doğan korkularına tutsak kalmış olan o zavallılardır..... Korku dişlerinin  arasına aldığı herşeyin bir gün kendi dişlerini çürüteceğini görecek, ve tarihin çöplüğüne gömülüp gidecektir. Tabi ki yanında korkak köleleri ile birlikte. Aslolan bu çemberden uzak olmak o dişlerin kirine kapılmamaktır. Çürümemektir.
Bazen koca bir mengene sıkıyor düşüncelerimi, ne doğacak güneş umurumda oluyor ne de kimin nasıl güldüğü... Toplayıp bütün düşleri ve içi sancılı gülüşleri sonsuzlukta kaybolmak en güzeli değil mi? Diyorum kendime  tabiki aklım deliliğin nirvanasında yine. Düşünsenize sanki güldükte ne oldu? Ya da mutlu oldukta ne oldu? Sevsek ne olur sevmesek ne?... Sonuçta sonrası  toprağın kucağındaki hikaye değil mi?
 Ya aslında diyorum ki sessizlik travması diye birşey olmalı...
Olmalı ya! Mutlak olmalı.. Bazen alıp dağlara vurmalı bu asi başı diyorum.
Şehri kilitleyip gitmeli, kepenkleri indirmeli ha birde kimse düşmesin ardına diye ardında bıraktığın ayak izlerinide silmeli. Sonrası dedim ya yine toprağın kucağındaki hikaye, sessiz huzurun arasında, sessizce kimse duymadan öylece.. Kolay sanırlar paranoyak olmayı deli derler adama. Ama demezler ki neden paranoid oldun kardeşim demezler.. Sadece "deli " derler.
-Amman dikkat o insan deli!
Pardon  ya "insan" kelimesini de kullanmazlar;
-Amman o "kadın" ya da "adam" deli! deli!
Uçarsın kaçarsın köşe bucak ama ille de bir köşede maskara olursun sinir harbi yenilgisinin ardından. Toplum seni sorgusuz infaz eder, sen artık  "Delisin"
 "Sanırsın ki gülüşlerinin ardı boş ve anlamsız...
Sen bilmezsin; zulası küfür günah şiir yangını
Zulası güneşin doğuşuna sevdalı
O gülüşler ki bir avuca ağıt, bir avuca türkü durağı.
Sen bilmezsin..."
Kimsede bilmez senin hangi paranoya seyrinde dolandığını..


Süheyla Güney Avcı
"Paranoya Seyrinde "

Hacı Mehmet KARAKAŞ

Hacı Mehmet KARAKAŞ 21.01.1988 yılında Adıyaman’ın Kâhta ilçesinin Yolaltı Askeran köyünde,  kalabalık bir çekirdek ailede, çiftçi bir baban...

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *