sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2022 Perşembe

Hüsnü KIZILGÖZ

  Hüsnü KIZILGÖZ




“Ritimlerle Anadolu”  “Engelsiz Ve Mutlu Yaşam “  “Lyrics Songs ” “Modern dans”  “ Ritim Köy”   “ Kalpleriyle Ritim Tutanlar “ “ Uluslararası Yaşlılara Saygı Federasyonu” ve daha pek çok faaliyetin ana karakterlerinden biri olan Hüsnü KIZILGÖZ  22 Mart 1973 senesinde Sivas ili Zara ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da tamamladıktan sonra bir süre konservatuvar eğitimi aldı. Şifahen üslupla kendi gelişim olanaklarını sağlarken farklı ilgi alanlarında üniversite eğitimini sürdürdü.

Ritim eğitmeni, perküsyonist olan sanatçı aynı zamanda ney yapım ustası , neyzen ve tiyatro sanatçısıdır. Ritim notasyon çalışmaları ve besteleri ile müzisyen kimliğini gerçekleştirmektedir.

*Ankara Devlet Tiyatrosu  “KURBAN”   “KERBELA” “REMBETİKO”   ”BERNARDA ALBA’NIN EVİ” “MEHMET AKİF” oyun müzikleri

* SİMURG TİYATROCULARI  “ALA DAĞLI MIHO”  “ÇANAKKALE 1915 BİR HAZİN HÜRRİYET” oyun müzikleri

*Murat DEMİRTAŞ tiyatrosu  “VECİ HÜR-KUŞ oyun müzisyenliği

* Belgesel ve film müzikleri çalışmaları

*Reklam müzikleri

/////Buraya sığdırabildiklerimiz...

Ankara'da  Kamusal  ve özel kurumlarda müzik öğretmenliğine devam eden Hüsnü KIZILGÖZ aynı zamanda “Ritimlerle  Anadolu”  tasarımına  yeni sahneler hazırlamaktadır.

Sanata , müziğe gönül veren kalp dostu bir insandır. 




İrfan KARABULUT

İrfan Karabulut

Hazan vaktinin ağlamaklığın da tanıştım hayatla. İnatla dağların serin sıcaklarıyla kavrulan başaklarda nefes aldım. Oysa kendimi tanıdığımda küçük virane bir Anadolu kasabasında soludum. Mavi gökyüzünün yokluk kokan özgürlüğünü. Ve inançların peşkeş çekildiği mezhep çatışmalarının altında ezildim kimi zaman. Suskunluğum masum haykırışlara dönüştü. Sevginin güçlü kıldığı bozuk düzende kendi içimde yapayalnız bir şair yarattım. İhanete ve sevdaya dair karanfilleri sundum hayata. Dersimin gülmeyen matemli ve güneşte kavrulan yüreğini Munzur’un bile serinletemediği, çocuk çığlıklarının kulakları tırmaladığı bir vakitte takvimler dokuz yüz altmış altıyı gösteriyordu. Bir hazan-ı güzde ben hüzünle ailem sevinçle karşıladık hayatı. Orta halli müstahdem bir babanın üç çocuğundan ilkiyim. Daha iki yaşında baharı yaşamadan yalçın kayalardan nevruz koklamadan gurbet el verdi. Çocukluk ve gençlik yıllarım Elazığ'ın ilk yerleşim bölgesi olan Harput'ta geçti. Bana sorarsanız çocuk duygularla evliyalar şehri bir başkaydı. İçimdeki tarifsiz ateş ve tutkuyla hala da kara sevdalısıyım. Eğitime ilk-orta-liseyi burada devam ettim. Başarılı bir öğrenci olmasam da edebiyata merak ve ilgi bende tutkuydu. Çoğu zaman sohbet ve konuşmalarımı bile elimde olmadan vezin ve hece dâhilin de uyakça tamamlarım. Şiirle dokuz yüz seksen yılında dergi, gazete ve mecmuaları okumayla tanıştım. İlk deneyimim şiir oldu. Zaman su gibi akarken dokuz yüz seksen iki senesi zamanın sellerinde boğulurken, bu kez pusulanın ucu torosların kavurucu sıcaklarına takılıp temmuz çarmıhında asılıydı. Toroslar bereketli ovaları babamın memuriyetini alıp sağlığına kavuştururken, beni de toprak ağalarına peşkeş çekmişti. Çukurova ile tanışmam sıkıntılı hayatın kilometre taşlarında kaybolan gençliğimi yaşayamadan geçim küfesini yüklenmekle başladı. Bu arada yazdıklarımı sadece sayfalarda saklıyordum. İş ve eğitim bir arada gitmeyince liseyi yarıda bırakıp vatani görevimi sene-i devriyesini dokuz yüz seksen dokuzun mayısında tamamladım. İlk iş olarak dışarıdan bitirmelerle lise mezunu olmayı başardım. Şiir tamamen hayatıma girdiğinde kendimi tutkuyla yazmaya adadım. Ve dokuz yüz doksan üç senesinin zemherisinde evlendim. Çukurova’nın sıcağı beni bir türlü hazmedemeyince bana yine gurbet yolları göründü. Bir hazan mevsiminde İstanbul'un Anadolu yakasına otağımı sabahı puslu bir vakitte kurdum. Ağır çalışma ve geçim koşulları altında hala çalışırken bir yandan da şiir dağarcığımı dolduruyorum. Nihayet çevremden cesaretle adımlar atıp kendi imkânlarımla şiir kitaplarımı çıkarıyorum. İki erkek çocuk babasıyım. Halen iş, aile ve şiir hayatımı yedi tepeli İstanbul'da sürdürmekteyim.


Kitaplar: 

1-Aşkın Uykulu Nöbetleri (şiir)

2-Firari Mürdüm Çiçeği (şiir)








2 Mart 2022 Çarşamba

Semiha ÇAĞDAŞ

 Semiha ÇAĞDAŞ



1964 yılının Nisan ayında Aydın'ın Çine ilcesine bağli Abak Köyünde doğdu. Aslen Sivas'lıdır. Ankara Gazi Lisesi Edebiyat bolümünden mezun olduktan sonra sırasıyla ilk sene İst. Gazetecilik ve H. İ. Y.O nu ikinci sene Diyarbakır Hukuk fakultesini kazanmış ancak ailenin ekonomik ve sosyal koşulları elvermediği için gidememiştir. Daha sonra memuriyet yaparken Eskişehir. AÖF de Halkla İlişkiler bölümünden mezun olmuştur. Genel olarak yazmaya okumaya ve folklora  (halk kültürü) meyli çocuk yaşlarda başlamıştır. Atatürk ve Unutulmayanlar Karma Şiirler Antolojisinde şiirleri yayınlanmıştır. Ayrıca yerel dergi ve gazete de ( Çıhla Dergisi, Çengel Gazetesi) makale şiirleri zaman zaman yayınlanmıştır.  Evlidir Özgür Özlem Maya ve Mernuş adinda dört evlat annesidir. Evlatlarının ikisi paticandır. Emeklilik yıllarını yine yazarak okuyarak ve sanatsal yapılara dahil olarak ( Eğitmenliğini Oğuz Boran'ın yaptığı Ankara Kadın Müzik Topluluğu ) değerlendirmektedir. Halen Ankara'da yaşamaktadır.


Ramazan TEKNİKEL

 






 Ramazan Teknikel, 1955 - Besni / Adıyaman doğumlu.

Uzun yıllar öğretmenlik yaptı. Şiir, öykü ve denemeleri

Türk Dili, Yeditepe, Varlık, Oluşum, Milliyet Sanat, Dünya Kitap, Sözcükler, Özgür Edebiyat, Hürriyet Gösteri, Roman Kahramanları Çağdaş Türk Dili, Sincan İstasyonu dergilerinde yayımlandı.

 

Kitapları

Şiire Teğet Yazılar (deneme)

İncirin İkinci Tadı (şiir)

Yazının Gölgesinde (deneme)

Ay Altında Bir Koşu (öykü)

 

Çocuk Kitapları

Kırların Kraliçesi Kim (şiirsel fabl),

Kedi Suti’nin Günlüğü (fabl)

Bahar ve Çocuk (şiirsel fabl)

Yolların Ötesi (roman)

Günaydın Uç Uç Böceği (şiirsel öykü)

Kırlar ve Bahar (şiir)

Bir Kaplumbağanın Anıları (fabl),

Bir Leyleğin Anıları (fabl)

 

Ödülleri

2010  Sabahattin Ali Şiir Ödülü

2011  Abdülkadir Bulut Şiir Ödülü

2012  Cahit Külebi Şiir Ödülü

2013  İsveç Tavkirar Şiir Ödülü

2016  Mihri Hatun Şiir Ödülü




FESLEĞEN SEVİNCİ / Ramazan Teknikel

 

Seni ben unutsam balkondaki fesleğenler unutmaz

Takılır camlara özlediğin o yaz resimleri

Süs havuzlarına bakılır, sular fesleğen olur

Dallara tutunursun, yollar gülümser, ev sevinir

Dönüp dağlara baksan, bakışın az lacivert

Sabahın gelişi biraz ellerini incitir, ama olsun öyle olur.

 

Mevsim yeni bir kente bürünür, yaz öyküleri kurulur

Ellerin kocaman, evet kocaman bir haziran olur

Yarım bırakılmış anılar, yazmaya kıyamadığın öyküler

Hepsi bir yandan sökün eder, mevsim çoğalır

Bu bir fesleğen sevincidir bilirsin, o hep özlediğin.

Düşlerin odalara sığmaz, yaz yeniden gelir

Başlar kaldığı yerden o telaşlı resimler, eskizler

Herkes kendi yalnızlığını bilir, biraz da öyle olur.

 

Sen gelirsen bil ki dallar gülümser, yol sevinir

Altından koşarak geçtiğin o eleğimsağma

Özlediğin coşkular, dostluklar ve bilcümle yaşam

Saksıdaki fesleğen kahkaha atar, balkon sevinir

Bunu sen de bilirsin, uğruna tutuştuğun eylemler de

Gülüşün koca bir mahalleye umut olur.

Itırlar, devedikenleri, geçmiş yaz kokuları

Bilirsin bunların hepsi ama hepsi sevinir

Tamam belki biraz incitir ama olsun, öyle olur.

 

Sen gelirsen, evet sen gelirsen bütün mahalle sevinir

Öykülerin rengi ebruli olur, mor olur, haziran olur

Yeni bir koşudan döner mevsim, durgun ikindi, ıslak ay

Geceye kapattığın anılar sevinir, evet öyle olur.

Sen gelirsen çocuklar toplaşır, sonrası bir serin masal

Yüreğin belki biraz örselenir ama olsun öyle olur

Balkonda bahçe, camda fesleğen, dingin bir öğle sonu

Anılar kendini yaralar, olsun, üzülme, bu işler böyle olur.

23 Ocak 2021 Cumartesi

Büşra ÖĞÜT


Burdur'un Ağlasun ilçesinde 1100 rakımlı Akdağ Yaylası'nda ailesiyle birlikte yaşayan ve 'çoban ressam' olarak tanınan Büşra Öğüt (22), "Doğadaki sanatı gördükçe ona hayran olup, üstüne bir şeyler katmak istiyorsunuz" dedi.




İlkokul yıllarından bu yana bulduğu her yere resim yapan Büşra Öğüt, liseyi açıktan bitirdikten sonra Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü'nü kazandı.




Bu yıl dördüncü sınıfa geçen Öğüt, üniversite eğitiminin kendisine hem duygusal hem de teknik açısından çok fazla şey kattığını söyledi.



 

23 Nisan 2019 Salı

TOPRAĞINA SUYUNA SAHİP ÇIK!


İnsanların doğayla uyum içerisinde , ekolojik sınırlar dahilinde verimli  yaşaması için gerekli olan su ve toprak yeterliliğini sağlamakla ilgili ciddi sıkıntılarımız var. Tarih boyunca göç ve yerleşme hareketliliği bu iki kaynak üzerinde gerçekleştiğini düşünecek olursak ata bağlarımızın uygarlıklarının su ve toprağa verdikleri değer ile geliştiğini fark ederiz.
 Bitişik ekolojik sistemler bünyelerinde barındırdıkları zenginlik- çeşitlilik-  birçok bitki ve hayvan türünün sağlayıcısı su ve toprak potansiyeline bağlıdır. Bitişik ekolojik sistemlerin bir parçası olan insanoğlunun doğrudan veya dolaylı olarak doğaya verdiği zarar  doğa ile insan arasındaki kuvvetli bağları zayıflatan, çözen etkiler oluşturmuştur. 
Sonuçları yaşıyoruz, nedenleri değil. Çevre kirliliği olarak adlandırdığımız bu durum  karşısında (hava, toprak ve su kirliliği ) üçlü çemberin dönüş hızını artıran yaklaşımlar ile alabildiğimiz sonuç  bellidir. Üretim faaliyetlerinden yoksun, tüketim çılgınlığı içinde bilinç aşınması geçiren insan kendine ve doğaya yabancılaşmıştır.
Ata bağlarımızın Anadolu topraklarına göç sırasında yanlarında getirdikleri aşkın, güzelliğin, sevginin bitkisi olan gülün orijini Doğu Asya'dır. Güvercinler ise cezayı telafi etmek  istemi  taşımasından ötürü barış kuşu olarak Orta Asya’dan göç dalgası ile eğitilerek getirilmiştir. Güllerin nazı, güvercinlerin sitemi üzerine  dokunan sayısız hikaye, destan, şiir … ile yüreklerinizi selamlamak isterim.
“Gök, toprak ve su kutsaldır.”
Toprak, su can ise  aynı göğ  içinde nefesiniz nefesimdir.



TOPRAĞINA SUYUNA SAHİP ÇIK!

21 Nisan 2019 Pazar


Doğaya ve çevreye sanatçının  görüş alanından bakmak; yaratıcılık, beceri ve  hayal gücüyle gerçekleşen sanatsal öğrenmenin de başlangıcı sayılır. Çok yönlü eğitim anlayışının önemli bir parçası olarak görülen sanat eğitiminin akademik başarıya olumlu etkisi, sosyalleşme ve sosyalleştirmeye katkısı bilinmektedir. İnsandan yana olan,  güzelliğe dair gelişen tüm çabaların doğa ile içselleştiğini hatırlayarak, koşarak geldim.
Merhaba…
Uzun bir yol hikâyesine dönüşeceğine inandığım anlamlı girişimi yürekten kutlarım. Kardeşliğimiz, dostluğumuz, arkadaşlığımız ile sürdüreceğimiz yazınsal eylemlerimizde  Ekoloji  yada” Doğa Bilimi“ olarak adlandırdığımız aidiyetimize metodolojik yaklaşım geliştirip , yönelimlerimizi  belirleyen kültürel zenginliğimizin izahını bulabilmek için haklı bir sebep olduk hep birlikte, yazalım öyleyse.

                                                                           

9 Mart 2019 Cumartesi

KADIN OLMAK

KADIN OLMAK Kır zincirlerimi haydi Çöz kelepçeyi bileklerimden Sırtıma vurduğun yükün al birazını Ve uyar beni saat on iki olmadan Bir günlük saltanatıma veda edip Döneyim yine eski halime Camdan pabuçlarım kaybolmadan Uzun saçlarımdan ben mi sorumluydum? Aklı kısadır dedin de aklımı aldın

1 Şubat 2019 Cuma

Savaşan Bizler Zavallılar

Bir günlük bebeklerden
Üç yaşında çocuklara
Çocuk mezarlığı....
Ve dünya egemenliği için
Savaşan bizler, zavallılar...

Hüzünlü Vakit

Hüzünlü vakitlerin ellerinde ıslanırdı düşlerim
Kayan bir zeminde dik durma telaşındayken.
Her yağmur damlası gözümden düşeni saklardı
Ve yolum hep ağlayan şiire düşerdi
Bu kaçıncı ağlak şiirdi
Kaçıncı yüreğimi toplayışımdı?
Unuttum belkide!

ÖNEMLİ UYARIDIR

 Lütfen dikkat arkadalar Sanata gönül vermiş olan Sanat Olsun web sitemiz yakında yeni yerine taşınacaktır. İnternet adresimiz aynı kalacakt...

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *