4 Temmuz 2021 Pazar

Hacı Mehmet KARAKAŞ

Hacı Mehmet KARAKAŞ 21.01.1988 yılında Adıyaman’ın Kâhta ilçesinin Yolaltı Askeran köyünde,  kalabalık bir çekirdek ailede, çiftçi bir babanın ve ev hanımı olan bir annenin on iki evladından dokuzuncusu olarak dünyaya gelmiştir.

                     

İlkokulu Yolaltı Askeran İlköğretim okulunda  okuduktan sonra köylerinde ortaokul olmadığı için  altıncı sınıfı Kâhta'da yatılı olarak yedinci ve sekizinci sınıfı Damlacık köyünde Damlacık Ortaokulunda tamamladı.



Lise birinci sınıf ve ikinci sınıfın birinci dönemini Kâhta Anadolu İmam Hatip lisesinde,  geriye kalan eğitimini İmam Hatip Lisesinin kapanmasından ötürü Kâhta Lisesinde sürdürdü. 2009 senesinde liseden mezun olan yazar Elazığ'da Fırat Üniversitesi İnsani Ve Sosyal Bilimler Fakültesi Tarih Bölümünde öğrenimine devam etti. 2011 yılında üniversite öğrenimine başlamadan önce uzmanlık jandarma sınavını kazanarak mülakat hakkı kazanan Hacı Mehmet KARAKAŞ adaylardan istenen belgeler arasında annesinin başörtüsüz fotoğrafı olmadığı için uzman jandarma mülakatına alınmadı. 

Fırat Üniversitesinde öğrenciliği sırasında 2013 yılında Anadolu Üniversitesi Adalet Bölümünde,  2019-2020 yılında İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümünde süreli eğitim aldı. Hakkı saklı kalmak üzere eğitimini dondurmuştur. 



  Yazarlık hayatına henüz çocuk yaşlarda atılan Hacı Mehmet KARAKAŞ,  6. Sınıftayken şiir ve hikayeler yazmaya başladı.

" Altıncı sınıfı Yatılı okuduğum zaman geceleri bütün öğrenciler uyuduğu zaman ben camın kenarına geçer şehrin ışıklarına bakarak dalıp giderdim. Geceleri şehrin ışıklarına bakarak şiirler ve hikâyeler yazardım. Böylece yazarlık hayatına başlamış oldum."

İlk kitabı 2017 yılında Cinius yayınlarından ‘‘ Nazlıcan’’ adlı şiir kitabıdır.  İkinci kitabı 2019 yılında ‘‘Umutsuz Aşklar Diyarı’’ adlı romanı,  üçüncü kitabı ise 2021 yılında Gece Kitaplığında yayınlanan ‘‘Vera’’ isimli şiir kitabı oldu. 

Yerel gazetelerde köşe yazarı da olan yazar, önce ‘‘Sarıyerim’’ gazetesinde köşe yazarlığında bulundu. Simdi ise ‘’İvedi Haber’’ ve Karadeniz ekspres gazetelerinde köşe yazarlığını sürdürmektedir.




Yazarlık yaşam tarzını benimsemesindeki en büyük etkenin kendini anlamak ve toplumu anlatmak ideali olduğunu belirten Hacı Mehmet KARAKAŞ,  gelecek nesillere bir şeyler anlatabilmiş olmak ve onlara güzel bir miras bırakmaktan başka bir gayesi olmadığını  ifade etmiştir. 

Kitaplarının belli bir yaş grubuna ait olmadığını düşünen yazar, sadece belli bir yaş grubuna değil herkese hitap edebilmek, toplumun her kesimi tarafından anlaşılmak isteği ile Türkiye'ye değil dünyaya açılan evrensel yazarların  edebiyat listesinde yer almak için  daimi çaba ve çalışma içindedir.



"Okurlarıma şunu söylemek istiyorum: okuyun fırsat buldukça okuyun. Çünkü okumak kadar güzel bir şey yoktur. Okuduğunuz zaman göreceksiniz ki kitaplar hem sizin sırdaşınız hem de en yakın arkadaşınız olacaktır. Bence bu dünyada her şeyi paylaşabilirsiniz ama kitaplar paylaşılmayacak kadar değerlidir. Herkesin kendine ait bir kütüphanesi olmalıdır." 

VERA Söyle Vera! Hangi ölüm bizi korkutabilir? Barışı olmayan Hangi savaş bizi yıldırabilir? Şu kahpe dünyanın Hangi umutsuzluğu Bizi darağacına götürebilir. Hangi şehir bize iyi gelir? Hangi sokağın kuru kalabalığı Sesimizi yansıtır. Söyle Vera! Çayı demlenmiş Sigarası yakılmış Umutların yıkılıp Yığın haline gelmiş Hangi manzara Beni sana Seni bana anlatır. Söyle Vera! Sessizlik içinde Suskunluğunu bozarak Yaşadıklarımızı ve yaşamadıklarımızı Yarım bırakılmış hikâyelerimizi söyle. Söyle Vera! Hikâyemizin son şarkısını Notalarıyla birlikte Kulağıma fısıldayarak söyle. Şarkının son dizesini Ölüme giderken Gözlerime gülümseyerek Kulağımın dibinde söyle Söyle Vera! Senle birlikte Yaşamanın olduğu gibi Ölümün güzel yanlarını da söyle.

21 Haziran 2021 Pazartesi

Şair Mehmet EKİCİ- ARILARIN BABASI- Hatay Arı Yetiştiricileri Birlik Başkanı -Türkiye Arıcılar Birliği 2.Başkanı


1950 yılında Afşin Altaş kasabasında doğan şair ilk  ve orta öğrenimini Dörtyol ilçesinde, liseyi İskenderun ilçesinde bitirdi. İktisadi Ticari İlimler Akademisi Kamu Yönetimi bölümünden 1977 yılında Mezun oldu. Emekli Astsubay olup Rusça bilmektedir.


Türk Edebiyatı, Milli Kültür, Gençliğin Sesi, Mevsimler ve Anadolu'dan Bir Ses, Hece Taşları dergilerinde şiirleri yayınlandı. Ortaokul Türkçe ders kitaplarına şiirleri alındı. Bazı şiirleri "nikriz" makamında bestelenerek TRT repertuvarına dahil edildi.

"Nüzhet ERMAN Şiir Yarışmasında" Türkiye üçüncülüğü

 "Ümraniye Belediyesi Şiir Yarışmasında" mansiyon ödülü sahibidir.

Evli, üç çocuk babası olan şairin çocukları  Bilge, Elif  ve Ahmet Alparslan

Her arıcının bir başlangıç hikayesi olduğunu belirten şair, 1981 yılında Adana'da nöbet tuttuğu telsizin önündeki gül ağacına bir oğulun tutunması (arı oğul vermesi) ile arıcılığa sevk olduğunu belirtti. 

O sıralar  otuz bir yaşlarında bir delikanlıdır ve oğulu tahta bir kutuya alarak beş yüz metre uzaklıktaki evine götürür.Arılar eve dağılıp çocukları sokunca eşi o kaygıyla, isyan eder. İki gün sonra kutuyu alıp telsize götüren EKİCİ, arılar askerleri sokunca oradan da alıp, gündüz vakti zula bir yere götürür. Götür getir kutuda arı kalmaz. Boş kutuyu telsizin damına atar. Bir vesile ile dama çıktığında kutuda arıların olduğunu görünce benim arılar geri gelmiş deyip hemen bir arıcılık kitabı alır, okumaya başlar.

1984 senesinde Diyarbakır'a tayini çıktığında Yetmiş beş kovan arısı olan Şair Mehmet EKİCİ'nin  dokuz sene sonra Diyarbakır'dan emekli olurken Dört yüz kovan arısı vardır. (1993) Hem astsubaydır hem de fiili arıcılık gerçekleştirmiştir.


Tüm akrabalarını, çevresini doğal farkındalıkla arıcılığa yönlendirmiştir. 


2007 senesinde Hatay Arı Yetiştiricileri Birlik Başkanı olan Mehmet EKİCİ, 2008 senesinde TAB yönetim kurulu üyeliğine seçildi. Günümüzde TAB 2. başkanıdır.










14 Haziran 2021 Pazartesi

Semaver Ustası Mustafa SOFU / AMASYA

 AMASYA’da yarım asırdan uzun süredir  semaver üretiminde bulunan 66 yaşındaki Mustafa SOFU, bakırdan semaverlere Selçuklu ve Osmanlı motiflerini, Amasya’nın tarihi ve turistik mekanlarını işliyor.

"Semaver; alt tarafında taşıyıcı görevi yapan ayak, orta bölümünde ayaktan destek alan ve genellikle silindir şeklinde olan gövde kısmı ile gövdenin devamında çay demliğini koymaya yarayan ve yörede “demkeş” adı verilen bölüm olmak üzere üç ana kısımdan oluşmaktadır. Günümüzde bazı semaverlerde bir yerine iki demkeş bulunduğu görülmektedir. Semaverin orta kısmında suyu ısıtmaya yarayan ızgaralı kömür yanan kısım ve üzerinde semaver borusu ile orta kısmı çevreleyen su haznesi bulunmaktadır. Gövdenin üst kısmında semavere su konulmasına yardımcı olan kapak, alt kısmında ise su almak için kullanılan musluk yer almaktadır. Ayrıca ayak kısmında daire şeklinde havalandırma boşlukları bulunmaktadır. "




 Mustafa Sofu şunları söyledi:
"Amasya’nın turizm ve kültür olarak öne çıkması için tarihi yapıların, medeniyet eserleri olduğu için bunları semaverlere, panolara işliyorum. Kente gelen yerli ve yabancı misafirlerimiz semaverlerimize yoğun ilgi gösteriyor. Çünkü gezip gördükleri mekanları semaverlere işliyorum. Gerek kentin tarihi ve kültürel mekanları gerekse de Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait motiflerle işlediğim semaverler, büyük ilgi görüyor."


"Semaverler, özellikle bağ ve bahçelerde çayın demlenmesi ve muhafazasında kullanılmaktadır. “TR83 Bölgesi Günümüz El Sanatları Envanteri ve Pazar Araştırması” projesi kapsamında Amasya’da yapılan incelemeler sonucunda semaver yapımcılığının giderek azalmakta olduğu anlaşılmıştır. Bu proje doğrultusunda Amasya’nın simgesel öğelerinden biri olan ve el sanatı çerçevesinde yapımına devam edilen bu sanatın geliştirilmesi yanında tanıtım ve pazarlama kolaylıklarının sağlanması planlanmıştır."


11 Haziran 2021 Cuma

Türk Saz Şairi Köroğlu



Hikaye anlatma ve dinleme geleneği, örfi unsurlardan biri olarak Türk kültür tarihinin ilk dönemlerinde karşımıza çıkar. Hikaye ediciler-ozan ve kopuzcular- birbirinden farklı kolları(bölüm-bab) anlatarak gözerimi açarlar.

Halk Ozanı Köroğlu,Türk Saz Şairleri'nin Pir'i kabul edilir.  İslamiyet öncesi Türk Edebiyat geleneğinin aktarım metodlarını içeren öğreti sistemidir yani geleneğin asırlar devamındaki duyuş, düşünüş, kavrayış  birikimi ile ulaştığı idrak seviyesi ile alakalıdır. Her kolun mensubu ozanlar vardır. Köroğlu'nun hangi kolundan olduğu türkülere istinat edilmiştir. 

1.İlk kol(Köroğlu’nun zuhuru: Babasının macerası, atların terbiyesi, Aras
veya başka bir nehirden gelen üç köpüğü
içmesi, Çamlıbel’e gelmesi)
2.Kasab-ı cömerd veya Ayvaz kolu
3.Kösenin kolu
4.Koca Bey kolu
5.Mamaç Bezirgan veya Tekelti kolu
6. Demircioğlu ve Telli Nigar/Erzurum kolu
7. Kiziroğlu Mustafa Bey kolu
8. Bağdat/Turna Teli kolu
9.Hasan Paşa/Silistre kolu
10. Bolu Beyi kolu
11. Halep kolu
12. Dağıstan kolu
13.Gürcistan kolu
14. Deli Kara kolu
15. Hasan Bey/Dağıstan kolu
16.Kaytaz kolu
17.Kiziroğlu Mustafa Bey/Kırım kolu
18.Kenan Kolu
19.Kayseri Kolu
20.Köroğlu’nun oğlu Haydar Bey kolu
21.Son kol ( Kırat’ın kaybolması ve arkasından Köroğlu’nun da Kırklara
karışması, keleşlerinden Yusuf’un onu aramaya gitmesi ve kırklar meclisinde görmesi). 

"Pertev Naili BORATAV Kahramanlık Hikayeleri açısından Köroğlu kollarının tahminen 700 civarı olduğunu belirtir. "
"Türk Halk Anlatmaları Kültür Dairesi" genişliğince, biçim ve içerik yönünden bir takım farklılıklar taşıyan çok seferli hikayelerdir.

Köroğlu anlatılarının bilimsel çalışmaları ile  Anadolu, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, İran, Doğu Türkistan, Özbekistan, Gagavuz Yeri, Kerkük, Tacikistan, Tataristan, Bulgaristan gibi Türk halklarının demografik varlık gösterdikleri coğrafyalar ile Ermenistan, Tacikistan ve Arabistan gibi uluslararası halk edebiyatı geleneklerinde yer aldığı bilgisine ulaşılmıştır.
                                                                                                  
TRT repertuarında   Köroğlu Türküleri

UCA DAĞLARIN BAŞINDA (KÖROĞLU SOLAĞI)
Yöresi:ERZURUM
Kaynak kişi:Abdurrahman Yörüktümen
Derleyen:Nida Tüfekçi/Mustafa Hoşsu

YİĞİTLER SİLKİNİP ATA BİNİNCE
Yöresi:SİVAS/Şarkışla
Kaynak kişi:Âşık Veysel Şatıroğlu
Derleyen:Muzaffer Sarısözen

MERT DAYANIR NAMERT KAÇAR
Yöresi:KARS
Kaynak kişi:Âşık Dursun Cevlani
Derleyen:Muzaffer Sarısözen

BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİNE
Yöresi: KASTAMONU
Kaynak kişi:İhsan Ozanoğlu
Derleyen:Muzaffer Sarısözen

BİR HIŞMINANAN GELDİ GEÇTİ (KİZİROĞLU)
Yöresi:KARS
Kaynak kişi:Âşık Dursun Cevlani
Derleyen:Muzaffer Sarısözen

BİR HIŞMINAN GELDİ GEÇTİ (KİZİROĞLU-2)
Yöresi:KARS
Kaynak kişi: Murat Çobanoğlu 
Derleyen:TRT Müzik Dai. Başk.THM Md.

ÇAMLIBEL'E SÜREYDİM YOLUNU 
Yöresi:SİVAS/Şarkışla
Kaynak kişi: Âşık Ali İzzet Özkan 
Derleyen:Muzaffer Sarısözen

TAN YERİ ATANDA ŞAFAK SÖKENDE 
Yöresi:KARS 
Kaynak kişi:Âşık Dursun Cevlani
Derleyen: Muzaffer Sarısözen

HAYKIRDI ÇIKTI MEŞEDEN 
Yöresi:ARTVİN/Şavşat 
Kaynak kişi:Cevri Altıntaş 
Derleyen:Nida Tüfekçi

ÇAMLIBEL'DEN DE BAKTI KÖROĞLU
 Yöresi:AFYON/Dinar 
Kaynak kişi:Yusuf Durulmaz 
Derleyen:Ankara Devlet Konservatuarı 

HAY EDÜBEN MEYDAN HARMAN BAŞINDA DURAN 
Yöresi:AMASYA/Merzifon 
Kaynak kişi:Âşık Musa Aslan 
Derleyen:Ankara Devlet Konservatuarı

ALA BOZ DUMANLI KARLI DERELER
Yöresi: ERZURUM 
Kaynak kişi:Müslim Abay 
Derleyen:Yücel Paşmakçı

BOZ AT SENİ SER TÖVLEDE BAĞLARAM (Kaçak Nebi)
Yöresi:AZERBAYCAN/Tebriz 
Kaynak kişi:Kazım Eşkiriz
Derleyen:Mehmet Özbek

BEN BİR KÖROĞLU'YUM DAĞDA GEZERİM 
Yöresi:BURDUR/Yeşilova 
Kaynak kişi:Ali Urhan
Derleyen:Salih Urhan

HAN NİGAR'IM BENDEN YÜZÜN ÇEVİRME 
Yöresi:KARS/Sarıkamış 
Kaynak kişi:Âşık Fikret Ünlü
Derleyen:TRT Müzik Dai.Başk.THM Md.

CANIM KIR AT GÖZÜM KIR AT (Şıh Hasan Ağırlaması)
Yöresi:ELAZIĞ/Baskil
Kaynak kişi:Mustafa Tosun
Derleyen: Gani Pekşen 

AYVAZ GELİR OTAĞINDAN 
Yöresi:KARS 
Kaynak kişi:Rüstem Alyansoğlu
Derleyen:Banttan Yazıldı

İSABALİ DİNLE BENİM SÖZÜMÜ
Yöresi: KARS 
Kaynak kişi:Şeref Taşlıova 
Derleyen:TRT Müzik Dai. Başk.THM Mdr          

7 Haziran 2021 Pazartesi

Hüseyin ÇOBAN- DENİZLİ Tavas



 Denizli'de, doğal renkli taşları iğne ya da tığ ucu yardımıyla sanat eserine dönüştüren Hüseyin Çoban, sabırla işlediği tuvalinde eşsiz eserler ortaya çıkarıyor.

Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde öğretmen olarak çalıştığı dönemde doğal taşlarla resim yapmaya başlayan Hüseyin Çoban, emekli olduktan sonra Denizli Tavas'taki evinin bodrumunu atölyeye çevirdi. 

Bir süre yağlı boya ve ebru sanatıyla ilgilendikten sonra 19 yıl önce taş işleme sanatına yöneldi.



Doğadan topladığı taşları ilk olarak el yardımıyla havanda ufalayan ve bunları elekten geçiren Çoban, toz şeker tanesi büyüklüktekileri suyla tülbentten geçirerek tozlarından arındırıp kurutuyor, daha sonra renklerine göre ayırıyor.

Eserlerinin yapım süreci, boyutuna göre 7 günden başlayıp 7 ay kadar süren Çoban, Tokat, Kütahya, Kastamonu, Eskişehir, Ankara gibi birçok bölgeden taş alıyor. Çoban, renk uyumunu yakalamak için Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerden de taş temin ediyor. 

100'e yakın renk tonu bulunuyor

Büyük sabır ve emekle iğne ya da tığ ucu yardımıyla taşları tuvale nakşeden Çoban'ın elinde 100'e yakın renk tonu taş bulunuyor.

Yüzlerce taşı bir araya getirerek daha çok manzara ve portre resimleri yapan Çoban, eserlerini yurt içinin yanı sıra yurt dışına gönderiyor. 



Hüseyin Çoban, hobi olarak başladığı resim sanatında renkli taşlarla farklı bir tarz geliştirdiğini söyledi

Yaptığı işin "mineral mozaik" çalışması olarak da bilindiğini belirten Çoban, ahşapın üzerinde iki kat plastik çekip, yapacağı resmi üzerine yaptıktan sonra tığ ucuyla tutkalı damla damla çizgiler üzerine bıraktığını ve taşı üzerine dökerek rötuş yaptığını anlattı. 


Resimlerinde asla boya kullanmadığını ve tamamen taşların doğal renkleriyle sanatını icra ettiğini söyleyen Çoban, şöyle konuştu:


"Türkiye'de bu teknikle resim yapan yok. Şimdiye kadar çok sayıda karma ve kişisel sergi açtım ayrıca 400'ün üzerinde eser yaptım. Kanada, Paris, İsviçre'den müşterilerim var. Son dönemde gelen siparişler portre ağırlıklı. Bu sanatı geliştirmek ve daha ileri noktalara taşımak istiyorum." 

Kaynak AA Kültür sanat



ÜSLUP


      Yazılı ve sözlü anlatımların giriftliği belirleyen bir takım unsurlar vardır. Üslup denilen anlatma biçimi-deyiş niteleyicidir. Üslubun genel nitelikleri izlenimde bulunan, dinleyen, çözümleyen... kısacası zihinsel güç, duyarlılık, düşlem, zevk... denkliğini kurma kapasitesince estetik ve kuramsal içeriği kapsayan sayısız işlem içerir. 


      Söz ya da yazıda ereğin açık olması, dolaysız hissedilmesi açıklık ölçüsünü belirler. Düzgün ifadeler, yalın bir anlatım, duru bir görüş sunmak saflıkla ilgilidir. İçten, samimi bir yaklaşımla seslemlemek, yazmak... doğallıktır. Kısa ve etkili ifadelerle söz söyleme yetisi vecizlik; yetenek düzeyinde sahip olunan buluşsal ayrıcalıkların ifadesi asalet olarak karşımıza çıkar. Ahenk yaratımda bütünleşmenin seremonisi iken bu seremoniye dahil olan bakış açıları, eprövler, tecrübeler, paradigmalar, yaşam tarzları, farklı görüşler...çeşitlilik nitelemesine tabidir.  Çeşitliliğe rağmen onları doğrulama öngörüsü uygunluk olarak karşılanır. 


     Sanat eserlerine verilen değer sanatçının üslubu ile ilgilidir. Gerçek sanat eserleri sanatsal duyarlılığı gelişmiş bireylerin bilinç ve farkındalığı ile ileri açımlanır. Bir bakıma sanat eseri yaşadığı döneme tanıklığını farklı zamansallıklardan geçirerek,  kendi üslubu ile izah edebilen sanatçının tasarlayışlarının sonucudur. Sanat eseri bir bütünleşme eylemidir.

                                                                                                Görsel "Cemal SÜREYA"


SANAT VE DEVİNİM

  


      Dönemlere göre konusunu, kaynağını ve işlevini değiştiren sanatsal yapıtlar çoğu zaman politik erekler taşıdı. Güzel sanat üretmenin zaman zaman ret edildiği çağrışımlarda edebiyatı ilk defa sistemli ve bilimsel yöntemlerle inceleyen Aristoteles şiir sanatı hakkında yazdığı eseri Poetika'da tasnifler geliştirmiştir. 
      Poetika’da bütün sanatların taklit olduğu öngörülür.  Sanatlar taklit ederken kullandıkları araçlara göre, taklit ettikleri nesne bakımından ve taklit tarzları ile bir tasnife tabi tutulur. Sanatçılar taklit edenlerdir. Modern dönemde sanatın taklit olduğu varsayımı geçerliliğini yitirmiş olsa da, Mimesis biçimler dünyası- duyularımızla kavradığımız çevremiz- kendilerine ait biçimlerin bir kopyası görüşü güzel sanat üretiminin temelini oluşturmaktadır. Bu temel üzerine özgün eserler inşa ederiz. 
     İnsanın doğuştan getirdiği spesifik özelliği, taklit etme içtepisi ve hoşlanma yetisinden kaynaklı sanat kişilerin erdemli olmasını sağlamaktadır. Günümüze eksik ulaşmış olsa da "Poetika" sistemli kuramlar sunar. 
    Doğa üstü güçlerin varlıklarıyla ilgilenmeyen hümanizm felsefi ve bilimsel temeli insan-merkezcillik üzerine geliştirirken, otorite karşısında insanı özgürleştirme çabasına koşut ürünler sunar.  Milattan önce 6. yüzyılda yaşamış Miletus’lu Thales ve Colophon’lu Xenophanes kendilerinden sonrakiler için hümanist düşüncenin yolunu hazırlamıştır.

     Akıl, tabiat ve sağduyuyu şiirin hareket noktası  gören klasizm, konuları eski Yunan ve Latin kaynaklarından alır. Düş ve duygu değil, mantık ve ölçü önemsenir. Klasizm  Aristokrasinin ürünü sayılabilir. Bu akımın izleri Rebelais ve Montaigne’de, hatta Aristoteles’te aranır.

    Sanata yön veren sanat akımlarının her biri bir öncekine tepki bir sonrakine etki - her etki kuvvetine karşı ters yönde ve eşit büyüklükte tepki kuvveti- ile yeterli gerekçeler toplayıp bilinçsel farkındalık  ve iradi sağlamlıkla devinmeyi sürdürürken başlangıçtan bağımsız değildir. 

Maniyerizm, Rokoko, Barok...

Romantizm ,Raphael Öncesi Kardeşliği, Parnasizm, Modernizm, Postmodernizm
Natüralizm ,Sembolizm ,İdealizm 
Realizm ,Fütürizm , Kübizm
Dadaizm,Sürrealizm ,Letrizm 
Egzistansiyalizm ,Personalizm ,Ekspresyonizm,Empresyonizm,Puantaizm, Fovizm,Sentimentalizm
Süprematizm, ...

    Farklı zamansallığa ait güzellik, düşünce ve sanat anlayışının yansıması olan akımlar belirli çağ ve dönemlere özgü meydana geldikleri için her sanatsal akım eserler toplamında bütün bir eserdir. Sanatsal yöntemlerle ortaya konan yaratıcılık ürünleri akımlara tabidir. 
      Her yaratıcılık ürünü sanatsaldır fakat eser sayılabilmesi için mesafeli, nesnel, bilimsel dayanakları olan değerlendirmeye tabi tutulduğunda yapıtın özgün ve indirgenemez özellikler barındırması gerekir. Zihinsel kavrayış, duyarlılık, Düş evresi ve estetik haz paradoksları daimi döngüyü sağlayacak ruh gücünü sağlamalıdır.
                                                                                                                              

4 Haziran 2021 Cuma

HASAN SALTIK’IN ARDINDAN

HASAN SALTIK’IN ARDINDAN…

Müzik alanında Türkiye’nin kültür ve sanat elçisi, kaybolan müziklerin arkeoloğu değerli
bir müzik adamı olan Hasan Saltık’ı ebediyete uğurladık…




Müzik alanında Türkiye’nin kültür ve sanat elçisi, kaybolan müziklerin arkeoloğu değerli
bir müzik adamı olan Hasan Saltık’ı ebediyete uğurladık…

Klasik Türk Müziği’nin, Anadolu, Kafkas ve Balkan halk müziklerinin nadide örneklerini derleyen ve halkla buluşturan Hasan Saltık, Kalan Müzik isimli firmasıyla müzik alanında çok önemli başarılara imza attı.
Sanat adına büyük bir kayıp olarak görüyorum. Sanatçısının geleceğini ve yaşam biçimini de çok iyi hesaplayan Saltık bazı nedenlerden dolayı tepkimi çekmiş, ancak uzun bir görüşme sonunda kendisine hak vermiştim.
Kardelen Sanat Derneği’nin geleneksel olarak düzenlediği “Yaşayan Değerlerimiz Ödülleri” için ısrar ettiğim bir sanatçısını istememe karşı çıkmıştı… Aşık Sinem Bacı ile birlikte Kalan Müzik’deki toplantımızda bunun nedenini açıkladıktan sonra kendisine hak vermiştim. Hasan Saltık, ” Beni yanlış anladığınızın farkındayım. Kardelen Sanat için ne gerekiyorsa yapalım, ancak sanatçıları ödüllendirirken icra ettiği sanatının yanı sıra başka şeyleri de düşünmek lazım” derken, bizlere ilerisi ödüller için bir ışık yakmıştı. Çoğu sanatçının popülerliği nedeniye genç yaşta çok ödül aldıklarını ve bu ödüllerin değerini ya bilemediklerini ya da sorumluluğunu taşıyamadıklarını, bunun yerine tercih edilen sanatçıların orta kuşağın üstünde ve sanatının yanında özel yaşamları da irdelenerek tercih edilmesi gerektiğini söylemişti. Ve bizler de o günden sonra 58 kez yaptığımız “Yaşayan Değerlerimiz Ödülleri” programında Hasan Saltık’ın önerilerini dikkate aldık. Programlarımızın uzun yolculuğunda Saltık’ın da büyük katkısı oldu...

***

Değişik yörelerde yaşayan sanatçılar tarafından kendi lehçelerinde seslendirdikleri müzik eserlerinin derlenmesi için araştırmacılara destek veren Hasan Saltık, unutulmaya yüz tutmuş arşivlik kayıtlarını elinde bulunduran koleksiyonculardan ve eski müzisyen ailelerinden derlediği etno müzikolojik çalışmalar için de önem taşıyan eserleri yayımladı. Saltık, müziğe ve sanatçıya o kadar değer veriyordu ki, Aşık Sinem Bacı için, “Sana büyük haksızlıklar yapıldı, kendi adıma özür diliyorum” diyerek yeni bir proje için teklifte bulunurken “Sizlerin değerini gösterebilmek için üzerime düşen görevi yapmak zorundayım” diyordu...

***

Ülkemizin zengin kültür potansiyelini kapsayan bine yakın proje gerçekleştiren Hasan Saltık, sanata ve sanatçıya, ülke kültürüne katkılarıyla anımsanacak…

Yusuf Ziya Leblebici

7 Mayıs 2021 Cuma

MİMAR VEDAT TEK KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ-KASTAMONU


31 Ekim 2008 tarihinde geçmişe bir başka açıdan ışık tutan kapsamlı bir kompleks olarak açıldı.

 Bu kompleks içerisinde CUMHURİYET EVİ, Türkiye’de bir ilk olan 

ŞAPKA ve DANTEL MÜZESİ, ATATÜRK SERGİ SALONU,

 BEBEK EVİ, RESİM GALERİSİ yer almaktadır.




 Kastamonu Valiliği binasının da mimarı olan Vedat TEK ’in adını yaşatmak ve 
gelecek nesillere aktarmak amacıyla Mimar Vedat Tek Kültür ve Sanat Merkezi adı verilmiştir.

 

"Mehmet Vedat Tek (1873, İstanbul - 1942, İstanbul), Türk mimar. 20. yüzyılın başlarındaki çalışmalarıyla tanınmakta ve Birinci Ulusal Mimarlık Akımı'nın Mimar Kemalettin Bey ile birlikte en önde gelen iki isminden biridir.

 


Türkiye’nin formel eğitim görmüş ilk Türk mimarı olarak tanınır.[1] Sirkeci Büyük Postane'den Ankara'da İkinci Meclis binası ve Ankara Palas'a; Kastamonu Hükûmet Konağı’ndan Haydarpaşa Vapur İskelesi’ne kadar Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarının pek çok önemli yapısına imza atmıştır. Sanayi Nefise Mektebi'nin ilk Türk hocalarından biridir. Şair ve bestekâr Leyla Saz Hanım’ın oğludur."


Denizli-Pamukkale- Ramazan SERT Uygulama Atölyesi


Denizli'nin Pamukkale ilçesinde yaşayan 30 yaşındaki Ramazan Sert, evinin önünde oluşturduğu atölyede atıl durumdaki ahşap malzemeleri kullanarak kulübe, saksı ve dekorasyon ürünleri yaparak 
geri dönüşüme  katkı sağlıyor.





Fabrikada işçi olarak çalışan Ramazan Sert, pandemi sürecinde, çocukluğundan beri ilgi duyduğu ahşap ürün yapımına başladı.





Çevresindeki atıl durumdaki ahşapları toplayarak işe koyulan Ramazan Sert ahşaba yeniden hayat 
 veren tasarımlar gerçekleştiriyor. ürünlerini armağan olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor.

 

23 Nisan 2021 Cuma

Kalehöyük Arkeoloji Müzesi-Mikasanomiya Anı Bahçesi- KIRŞEHİR Kaman

 


Kalehöyük Arkeoloji Müzesi

"Kaman-Kalehöyük kazılarından çıkartılan eserlerin sergilenmesi için 2008 yılında Japon ve Türk hükümetlerinin örnek işbirliği ile başlayan müze inşaatı 2009 yılı Mart ayında tamamlanmış ve 2010 Türkiye’de Japon Yılı etkinlikleri kapsamında Altes Prens Tomohito ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay tarafından açıldı."

 



"Müzenin mimari projesi, Kalehöyük’ün kendi formundan esinlenmiş ve kazısı yapılmakta olan höyük görünümünde tasarlanmıştır. Gelen ziyaretçilerin kazı yöntemlerini ve aynı anda kazıda çıkarılan eserleri görme imkanı sağlayan bir yaklaşımla müze mimarisi şekillendirildi. Özgün bir mimari yapıya sahip olan müze, 1500 metrekare kapalı alana sahip. 470 metrekare kapalı sergi salonunun yanı sıra 830 metrekare açık sergi alanı bulunuyor."

 


 

"Müze, açıldığı sene çevreci tasarımı ile bine yakın önemli proje arasından 2010 Green Good Design ödülünü kazanmış, 2012 Avrupa’da Yılın Müzesi Ödülüne aday gösterilmiştir. Prens Mikasa anısına inşa edilen Japon bahçesinin hemen önünde bulunan müze, açılmasından itibaren barındırdığı eserler, özgün mimarisi ve farklı sergileme teknikleri ile her yıl giderek artan sayıda ziyaretçiyi ağırlıyor."

 

"Türkiye’ye 44 yıl önce gelen ve buradaki çalışmalarına Ankara Üniversitesi’nde başlayan Dr. Sachihiro Omura, eşi arkeolog Masako Omura ile birlikte görev aldığı Kaman’da hem çalışmalarını yürütüyor, hem de Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü Başkanlığını üstleniyor."

Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü başkanı Sachihiro Omura

"Anadolu’nun büyük bir kültürel zenginliğe sahip olduğunu vurgulayan Omura, şöyle konuştu: “Anadolu’ya dünyanın birçok yerinden gelen kavimler, topluluklar kendilerinden bir şeyler bırakmış. Dolayısıyla Anadolu’nun tarihini dünyanın tarihi olarak görüyorum. İç Anadolu’nun tam merkezi olan Kalehöyük de bunun önemli bir parçası. Burada çalışmak, dünya tarihini okumak demektir. Kaman-Kalehöyük’te şimdiye kadar 4 bin 300 sene öncesine ulaştık. 30 yılda 7 medeniyeti ortaya çıkardık. Yerin altında hala ulaşamadığımız tarih katmanları var. Kazımız 32 senedir devam ediyor, daha da kazılacak çok yer var. Bu, bir neslin bitirebileceği bir iş değil. Arkeoloji bir usta-çırak işi… Bizden sonra bu değerli alanı devralanların, bizim bulduklarımızın üzerine çok daha fazlasını koyacaklarına inanıyorum. İş Bankası’nın sağladığı katkıyı Türkiye’de özel sektörün desteği açısından önemli buluyorum.”

İç Anadolu Bölgesinde yürütülen yüzey araştırmaları ile birlikte Enstitü halen Kaman-Kalehöyük, Kırşehir-Yassıhöyük ve Kırıkkale Büklükale ören yerlerinde düzenli olarak arkeolojik kazılar yürütmektedir. Bu kazılar ile çok sayıda eser ve mimari kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca arkeoloji ve müzecilik alanlarında eğitim çalışmaları da düzenli yürütülen faaliyetler arasındadır.

Buluntuların ait olduğu yerde çalışmaların sürdürülmesi gerektiği inancıyla, Kaman- Kalehöyük kazı alanının hemen yanında inşa edilen Enstitü kompleksi, içinde barındırdığı laboratuvarları, konferans salonu, lojmanları, depoları ve çok sayıda mesleki kitabı barındıran kütüphanesi ile bu alanda her türlü çalışmanın yapılabileceği örnek bir arkeoloji merkezi haline gelmiştir. Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü’nün Anadolu tarihine ışık tutmak amacıyla arkeoloji ile ilgili farklı disiplinlerden ve farklı ülkelerden gelen bilim adamları ve öğrencileri burada buluşturarak yürüttüğü tüm çalışmaların, Türkiye ve Japonya arasında her zaman var olan kültürel işbirliği ve dostluğun artarak devam etmesine katkıda bulunması ümit edilmektedir.

İş Bankası Kurumsal İletişim Koordinatörü Suat Sözen “Ülkemizin kültürel mirasının gün yüzüne çıkarılması koruma altına alınarak gelecek nesillere aktarılmasının sağlanması, kültürel miras bilincinin pekiştirilmesi kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarımızda öncelik verdiğimiz hususlar arasında yer alıyor diyerek İş Bankası olarak, Kaman’ın yanı sıra Patara ve Zeugma’da sürdürülen kazı çalışmalarına uzun soluklu bir biçimde destek verdiklerini sözlerine ekliyor. Sözen, Arkeolojik kazılara ilişkin desteklerini önümüzdeki dönemde duyuracakları yeni işbirlikleri ile daha da genişleteceklerinin altını çiziyor."

 


Mikasanomiya Anı Bahçesi

"Prens Mikasa’nın Kaman-Kalehöyük kazılarını başlatması anısına kurulan Mikasanomiya Anı Bahçesi, Japonya dışındaki en büyük Japon bahçelerinden biri olarak her yıl giderek artan sayıda ziyaretçinin ilgisini çekmektedir. Bölge için önemli bir rekreasyon alanıdır."

"Mikasanomiya Anı Bahçesi, “Shakkei” tekniğinde ve “Kaiyu” stilinde düzenlenmiştir. Shakkei tekniği, çevredeki doğal manzaradan ilham alınarak yapılan bir düzenleme tekniğidir. Kaiyu stili ise bahçede değişik manzaraların dolaşılarak gösterilmesidir. Yaklaşık 22 dönüm üzerine kurulu olan bahçede toplam alanı 3500 metrekare olan birbirine bağlı iki gölet bulunmaktadır." on 12 Kasım 2018 yazısından


                                                                                                     

Yıldız DEMİRCİ - Azmin Kararlılığını Kuşanan Yürek- Şaire



“ANKARA'da, çocukluk hayalini gerçekleştirerek, belediye bünyesinde ağır vasıta şoförü olan, 2 çocuk annesi Yıldız Demirci ,  su tankeriyle başkentin park ve bahçelerini sulayıp, yeşillendiriyor.”

“Ankara Büyükşehir Belediyesi ANFA Genel Müdürlüğü Peyzaj Bölümü'nde işe başlayan Yıldız Demirci, ağır vasıta şoförü olmak için başvuruda bulundu. Demirci, 2 aylık eğitimin ardından su tankeri ile trafiğe çıkarak, park ve bahçeleri sulamaya başladı. Demirci, başkentin yoğun trafiğinde kullandığı tanker ile park ve bahçelerin yeşillendirilmesi çalışmalarında görev yapıyor.”

 


“ Yollarda beni görünce 'Maşallah kızıma' deyip tezahürat tutup, alkışlayanlar da var; hemcinslerimden kucaklayıp, öpenler de var. Tam tersi eleştirilere de maruz kaldığım oluyor. Tanker sürmek kesinlikle benim için zor değil. Ailem ve çocuklarım benim yanımda ve arkamdalar" 


 


Aslen Uşaklı olan Yıldız DEMİRCİ, 1969 yılında Manisa Kula'da doğmuştur. Manisa Kula’nın  Gediz Vadisi boyunca ilerleyen volkanik kent yapısı, tarihi evleri, şifalı kaplıcaları,  Yunus Emre'si … ile hoş sohbet dost gönüllerin sarmaladığı bir ruhsal ortamda yetişmiştir. 1990 yılında gerçekleşen ,7 yıl süren, evlilikten biri kız biri erkek iki çocuğu dünyaya gelmiştir. 1996 yılında başlayan yoğun hastalık sürecinde önce İstanbul Cerrahpaşa Hastanesi ardından İzmir Atatürk Hastanesi'nde ilaç, gözlem ve operasyon gerektiği için yatarak tedavi görmek durumunda kalmıştır. Ankara Numune Hastanesi'nde yatarken eşi tarafından terkedilen, ailesinin de ona sırt çevirdiği bir insan olarak başlayan kimsesizlik öyküsü, 3 yıl süren bir hukuk mücadelesinden sonra 1999 yılında çocukların velayetini üzerine alması ile Ankara'da zorlu bir hayatın güçlü kimliği olma sürekliliğine evrilmiştir.



“Pazarlamacılık, sokaklarda sebze-meyve satıcılığı, bulaşıkçılık, seyyar köftecilik, mobilya mağazasında tezgahtarlık… gibi çok farklı işlerde çalıştı. 2006 yılından 2012 yılına kadar taşındıkları Alanya'da aşçılık ve hijyen belgesi alarak otellerde kat temizliği, evlerde hizmetçilik, ardından 2008 yılında açtığı ofiste reklam ve matbaacılık gibi işlerde çalıştı. Çocukların isteği üzerine tekrar Ankara'ya döndüler. 2016 yılına kadar Demir, çelik ve mobilya üzerine çalışan bir şirkete hissedar oldu. Daha sonra hissesini devredip Keçiören'de emlakçılık yapmaya başladı. İlkokuldan beri yazmaya çok düşkündü. Öğretmeni Hayali Hanım'ın teşvikiyle şiirler yazıyordu hatta ilk şiirini de öğretmenine yazmıştı. İlkokuldan sonra okuyamamış ortaokulu dışarıdan bitirmişti. Bir edebiyat fakültesine gitme hayaliyle şimdide liseyi dışarıdan bitirmeye çalışıyordu. Bu arada Alanya'da ingilizce eğitimi almış, bilgisayarda reklamcılığın temelini oluşturan ve grafikerliğin olmazsa olmazı corel draw ve photoshop programlarını öğrenmiş birde sürücü belgesi almıştı. Bu arada kızı KTÜ Tarih Bölümünü bitirip 5 yıl atama beklemiş, 2018 yılında polis olmuştu. Şu anda bir emniyet müdürlüğünde yunus olarak görev yapmaktadır. Oğlu  Sinop Boyabat'ta 4 yıllık bir üniversitenin İktisat ve Ekonomi Bölümünden mezun olmuştur. Bir yerden bir yere taşınma nedeniyle Yıldız Hanım'ın yazdığı birçok şiir kaybolmuştu. Kalanları toparlayıp  'Hayatlar arası yolculuk' adlı bir şiir kitabı yayınladı.” 


Yüreğine koyup, tutarsın Eflatuna boyanır gökyüzü Bir kuş süzülür, ufukta Kelebekler bir bir konar çiçeklere Çiy taneleri yağar gözlerinden İlmek ilmek dokursun umudunu Hiç kaybetmeden hiç yitmeden Usul usul sessizce titrer yüreğin Asırlara meydan okuyan Ezgiler gelir, esen yel den Kan, can bağı değil de..acıtan Yaraların, gönlüne müebbet Söylenmemiş sözler dilinde Ellerin semada, ellerin yüreğinde, Kırlangıç lar konar yüreğinin üstüne Kozalaklar ham, duygular çilekeş Maziden koşup gelen çocuk Bir buse; mahmur, ıslak gözlerine Ay çiçekler baş kaldırmış Gitme vakti, gün dönümünde.. Yıldız DEMİRCİ. 07.06.2019





Hacı Mehmet KARAKAŞ

Hacı Mehmet KARAKAŞ 21.01.1988 yılında Adıyaman’ın Kâhta ilçesinin Yolaltı Askeran köyünde,  kalabalık bir çekirdek ailede, çiftçi bir baban...

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *