baksı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
baksı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2021 Cumartesi

HALK ŞİİRİ KÖKENİ VE SOSYAL HAYAT

 

 



Sosyal hayatın çeşitlenmesi ve toplumsal iş bölümünün gelişmesiyle din adamlığı, şairlik, hekimlik, büyücülük, müzisyenlik vasfını meslek bünyesinde toplamış olan kamlar, baksılar ve ozanlar  yavaş yavaş bu çeşitlilikten sıyrılmaya ve sadece şiir ve müzikle ifade bulan yetenekler haline gelmeye başlamışlardır.

 İslamiyet sonrası dönemde ozan- baksıların asırlardır tek başına gördükleri vazifeler birbirinden ayrıldı.

 “ Alimler, mutasavvıflar, şâirler, bakıcılar, müneccimler, efsuncular, mûsıkîşinâslar”

“Hastaları hekimler veya efsûncular tedâvî ediyor, mûsıkî aletlerini mûsıkîşinâslar çalıyor, şiir ve edebiyatla uğraşmak medreselerde Arap ve Acem edebiyat ve bilgilerini edinmiş âlimlere ait bulunuyor, eski baksı’ların halkın muhayyilesinde efsanevî bir şekil alan kerametleri artık mutasavvıflara isnâd olunuyordu.” (Köprülü 1966b: 65).

Kam-baksı geleneğindeki mesleki ayrışma, bütün Türk boylarında aynı ölçülerde gerçekleşmemiştir. Örneğin Kazak ve Kırgızlarda baksılar, günümüzde bile büyü ve sihirle uğraşırken, Türkmenlerdeki bahşılar, dutarla şiir söyleyip destan anlatan olağanüstü yetenekler olarak yaşatılmaktadır. Uygurlar başta olmak üzere bazı Türk boylarında bahşılar, âlim ve kâtip olarak tanınırlar.



"Törenler ve Şiir

Şeylan / Şölen

Oğuz Türklerinin kurban törenlerine şeylan veya şölen adı verilmiştir. Dini içerikli bir tören olmanın ötesinde şeylan, sosyal içerikli bir törenin de adıdır. Kurban,Tanrı’yı memnun etmek veya dini bir yükümlülüğü yerine getirmek amacıyla kesilse de kurbanın dağıtım şeklinde bir hiyerarşi vardır. Şölenlerde kesilen kurbanın “sögük” adı verilen parçaları Oğuz boyları arasında dağıtılır, ancak bu dağıtım belli bir düzen içinde yapılır. Buna göre şeylanda kesilen kurbanın hangi parçasını hangi

boyun alacağı önceden belirlenmiştir.

Sıgır

Oğuzların av törenlerine “sıgır” adı verilmiştir. Eski Türklerin yaşam biçimi dikkate alındığında avın toplum içindeki konumu daha açık olarak anlaşılabilir. Bozkır kültürünü yaşayan bir toplumun günlük hayatını idame ettirebilmek için ava özel önem vermesi ve avcılığı bir yaşama biçimi olarak algılaması kadar doğal bir şey yoktur. Türkler için av, hem ekonomik bir üretim değeridir, hem de savaşçılığı tabiata karşı uygulama şeklinde bir tatbikat alanıdır. Avcılıkla ekonomik ve sosyal hayatını devam ettiren Türk boyları, aynı zamanda savaş yeteneklerini de geliştirmişlerdir. Bu nedenle av dönemleri, Türkler için özel zamanlar olarak değerlendirilmiş

Yuğ

Türk kültüründe varlığı erken dönemlerden itibaren tespit edilmiş diğer bir dinî  tören, “yuğ”dur. Yuğ, eski Türklerde ölen kişinin ardından düzenlenen cenaze merasimlerinin genel adıdır. Bu kelimenin geçtiği ilk kaynakların başında Orhun Kitabeleri gelir. Burada Kültigin öldüğünde onun için bir yuğ töreninin düzenlendiğinden bahsedilmektedir. Kitabelerde verilen bilgilerden hareketle yuğ törenlerinde “yuğcu” ve “sıgıtçı” denilen ağıtçıların bulunduğunu, törene gelenlerin yanlarında altın, gümüş, misk ve kurbanlık hayvan getirdiklerini, katılımcıların saçlarını kesip yüzlerini çizdiklerini ve ölen kişi için “balbal”ların dikildiğini öğreniyoruz. Göktürk döneminden başka Hunlarda da varlığını takip edebildiğimiz yuğ törenlerinin önemli bir kısmını kurban oluşturur. Altay Türklerinde kurban edilen at, derisinden çıkarılıp bir sırığa takılırken Çin tarihçilerine göre eski Türklerde kesilen kurbanların başları sırıkların ucuna takılır. Kazaklarda ise cenaze törenlerinde atın sadece kuyruğu kesilerek kurban merasimi tamamlanır."  ALINTI KISALTILMIŞTIR.

 (Ankara 1986: Türk Tarih Kurumu Yayınları)

 (Ankara 1987: Türk Tarih Kurumu Yayınları)


HALK ŞİİRİNİN KÖKENİ


 


Dini törenlerin uygulayıcısı  “şaman”, “oyun”, “kam”, “baksı” ve “ozan”lar  ;  sihirbazlık, rakkaslık, müzisyenlik ve hekimlik vasıfları  ile toplum hayatında görevlerin her birini yerine getirebilmek için

törenler düzenlemişlerdir.( sembolik düzenleme, hareket dizisi, merasim)

 “Semâdaki ma’butlara kurban sunmak, ölünün ruhunu yerin dibine göndermek, fenalık, hastalıklar ve ölümler gibi fena cinler tarafından gelen işleri önlemek, hastaları tedavi eylemek, bazı ölülerin ruhlarını semâya yollamak, hatıralarını yaşatmak”

Kamların veya baksıların kendilerinden geçer bir halde ve aynı zamanda müzik eşliğinde okudukları şiirler, Türk halk şiirinin ilk örnekleri olarak kabul edilmektedir. Törenlerdeki dua-şifa mahiyetindeki şiirleri ilk şiirler olarak duyumsadığımızda, doğal olarak kam (şaman) veya baksılar da Türk şiirinin ilk şairleri olarak karşılanacaktır.

.

Şamanlardaki gibi olağanüstü güçlerle donatıldıklarına inanılan ve iki dünya arasında istedikleri zaman seyahat edebildiklerine inanılan kamlar,  toplumun lideri konumuna gelmişlerdir. Kutsalla kutsal olmayan hayat arasında bir sınırın olduğu inancından kaynaklı, görünen dünyanın dışında diğer dünyanın yollarını tanıyan kamlar veya baksılar, törenlerde müzik aleti çalmışlardır.  Müziğin verdiği ahenkle kendilerinden geçerek ölenlerin ruhlarını diğer aleme gönderdiklerini, hastaların ruhlarını sağalttıklarını dile getirdikleri, müzik eşliğinde ezgiye uyumlu ölçülü şiirler söylemişlerdir.

 

“Şaman: Şamanlıkta hastaları sağaltma, büyü yapma ve ruhlar âlemiyle irtibata geçebilme gibi olağanüstü yetenekleri olan

Kam: Eski Türklerde şaman karşılığı

Ozan: Eski Oğuzlarda kopuzla destan anlatan ve aynı zamanda bazı şamanlık özellikleri bulunan üstün yetenekli

ÖNEMLİ UYARIDIR

 Lütfen dikkat arkadalar Sanata gönül vermiş olan Sanat Olsun web sitemiz yakında yeni yerine taşınacaktır. İnternet adresimiz aynı kalacakt...

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *