O'nun yaşamı bir bilgelik hikayesidir.

Şiir... bir vatan'dır, şair onun gönül vatandaşı. Her
isteyen şair olamaz! ŞAİR, az kimsenin nasibine düşen bir altıncı duygu hisleri
ülkesinde yaşayan Kerem-i kimsedir. Şair; Duygularında ki hassaslığı, inceliği,
güzelliği, kendine has üslubunla dile getiren, benimseten, sevdiren bir
BİLGE'dir. Gizemlikler ülkesinde... gönlünce...özgürce...yaşayan bir edebiyat
pervanesidir. Şair, ilham alandan çok ilham veren olmalıdır. Şair, her günkü yaşamın,
en güzel ve en zavallı hallerinde bile şiire varabilir, şiiri yaratabilir. Bir
bakıma da tutku, beklenti ve düşüncelerin de temsilcisidir. Şairlerin çoğu
yalnızlığı sever. Kendisi ile başbaşa kaldığı ortam...duygularının ARENA
meydanı dır! O meydanda, kelimelerle bir eser yaratmanın cengini yapar.
Emirleri de kendisi verir, savaşçılığını da kendisi yapar. Kendisine ait olan
'hak' döngüsünde, kelimelerle yaptığı mücadelenin sonunda mısraları ve şiiri
yaratır. İşte o can verme edimi burada başlar. Şiir bir can verme işidir...
DİRİM ve ÖLÜM bağlamında! Sayın Ahmet Oktay da bu konuda birleşmiştir. ' şiir
yazmak bir can verme edimidir! İki anlam var burada... dirim ve ölüm
bağlamında... budur şiir yazmak...şiir bir can verme işidir! ...' diyerek.
Kaliteli, HAS şiirin sesi, her zaman bilgeliğin sesidir. Her ne kadar,
kurallar, ustalıklar bir ölçüde ayrılsalar da...şiirin yükseği, harikuladesi,
aklın kurallarını aşar! Büyük şair... o zirvede muhakememizi tatmin eden değil;
Bizleri allak bullak edendir! İşte yüzyıllarca yaşayan şİir ve şairler o
zirveden inmeyen bilgelerdir. Şair, gerçeği icat etme yalancılığında... her
zaman dağların zirvesine çıkmayı düşünebilmelidir. Unutulmamalıdır ki...bütün
dağlar... aşılmak için vardır! Şair şiir yazarken; düşüncelerinde oluşan
mısralardaki bir kelime için... kelimeler feda etmesini bilmeli ve
becerebilmelidir. Bir şairin beceri kişiliği, herkesten başka olmasında
değil...herkesle beraber yaşayabilmesinde gizlidir. Bence şair, düşüncelerinde
(hayâllerinde) ki görüntü ekranını mükemmel okuyabilen ve o deyişleri şiirde
bütünleştiren bilge bir yönetmen ve tablonun mimarı ozandır. Şair her ne kadar
şiirlerini ille başkaları beğensinler diye yazmasa da; çoğunluğa hitap eden
evrensellik mozaikleri ile süslenmiş şiirler... onu akıllarda ve gönüllerde
kalıcı yapar. Ölümsüzlük denilen yaşam buna benzese gerek. Şiir bir sanattır!
Bu cümle bana Aziz Nesin'i hatırlatır. Şöyle demişti...'Bende şiiri çok
seviyorum, yazmak istiyorum... ama yazıyorum... yazıyorum... bir de bakıyorum
ki; sonunda hep nesir yazıya dönüşüyor şiirler. Bu demek; şiir apayrı bir iş!
'... Maalesef galiba bizde bazen öyle yapıyoruz sanırım. Bu ülkeye şiiri tekrar
sevdirmek ve okutturmak istiyorsak o gereken ihtimamı göstermemiz gerekir.
Haydi dostlar...seferber olalım o yüce dağları aşmak için! ŞİİR benim özgürlük
ülkemdir! Sevgi ve saygılarımla.
Ahmet DURGUT
Ebediyet Bargâhı
Mânâdan aşka
"Sen" görünüp
Ayrı kelâmda eser,
Her virgüle
Vaat...
Doluşmak...
Rüyâsıdır cümleler.
Ha milât'tan önce ha milât'tan sonra şehir
Yaşıyoruz neferi sürülmüş yeksan zümre.
Var ettiğin tarz; Akıllarda kalmak akşamı...
Yâr ettiğin arz; Fikirlerde yanmak sabahı...
"Dün" harflerinin yerleri değiştirilecek
Yine tüm virgüller "O" noktaya yönelecek...
"Sen" olan aşkın "Ben" âşıkları
belirecek
Yeni "gün" eserleri hayata yön verecek.
O yolda Mecnun'u sorsan kimlik tanımazlar
Mazide dert çekmemiş Leylâ'sız hafızalar...
Ha sanrı'dan önce ha sanrı'dan sonra şiir
Taşıyoruz defteri dürülmüş yekta cümle.
Ete kemiğe
"Ben" bürünüp
Aynı âlemde nefer,
O noktaya
Naat...
Ulaşmak...
Dünyasıdır zümreler.
Ahmet DURGUT
Kayıt Tarihi : 8.1.2021 17:03:00