23 Ocak 2021 Cumartesi

Ahmet DURGUT




O'nun yaşamı bir bilgelik hikayesidir.

Şiir... bir vatan'dır, şair onun gönül vatandaşı. Her isteyen şair olamaz! ŞAİR, az kimsenin nasibine düşen bir altıncı duygu hisleri ülkesinde yaşayan Kerem-i kimsedir. Şair; Duygularında ki hassaslığı, inceliği, güzelliği, kendine has üslubunla dile getiren, benimseten, sevdiren bir BİLGE'dir. Gizemlikler ülkesinde... gönlünce...özgürce...yaşayan bir edebiyat pervanesidir. Şair, ilham alandan çok ilham veren olmalıdır. Şair, her günkü yaşamın, en güzel ve en zavallı hallerinde bile şiire varabilir, şiiri yaratabilir. Bir bakıma da tutku, beklenti ve düşüncelerin de temsilcisidir. Şairlerin çoğu yalnızlığı sever. Kendisi ile başbaşa kaldığı ortam...duygularının ARENA meydanı dır! O meydanda, kelimelerle bir eser yaratmanın cengini yapar. Emirleri de kendisi verir, savaşçılığını da kendisi yapar. Kendisine ait olan 'hak' döngüsünde, kelimelerle yaptığı mücadelenin sonunda mısraları ve şiiri yaratır. İşte o can verme edimi burada başlar. Şiir bir can verme işidir... DİRİM ve ÖLÜM bağlamında! Sayın Ahmet Oktay da bu konuda birleşmiştir. ' şiir yazmak bir can verme edimidir! İki anlam var burada... dirim ve ölüm bağlamında... budur şiir yazmak...şiir bir can verme işidir! ...' diyerek. Kaliteli, HAS şiirin sesi, her zaman bilgeliğin sesidir. Her ne kadar, kurallar, ustalıklar bir ölçüde ayrılsalar da...şiirin yükseği, harikuladesi, aklın kurallarını aşar! Büyük şair... o zirvede muhakememizi tatmin eden değil; Bizleri allak bullak edendir! İşte yüzyıllarca yaşayan şİir ve şairler o zirveden inmeyen bilgelerdir. Şair, gerçeği icat etme yalancılığında... her zaman dağların zirvesine çıkmayı düşünebilmelidir. Unutulmamalıdır ki...bütün dağlar... aşılmak için vardır! Şair şiir yazarken; düşüncelerinde oluşan mısralardaki bir kelime için... kelimeler feda etmesini bilmeli ve becerebilmelidir. Bir şairin beceri kişiliği, herkesten başka olmasında değil...herkesle beraber yaşayabilmesinde gizlidir. Bence şair, düşüncelerinde (hayâllerinde) ki görüntü ekranını mükemmel okuyabilen ve o deyişleri şiirde bütünleştiren bilge bir yönetmen ve tablonun mimarı ozandır. Şair her ne kadar şiirlerini ille başkaları beğensinler diye yazmasa da; çoğunluğa hitap eden evrensellik mozaikleri ile süslenmiş şiirler... onu akıllarda ve gönüllerde kalıcı yapar. Ölümsüzlük denilen yaşam buna benzese gerek. Şiir bir sanattır! Bu cümle bana Aziz Nesin'i hatırlatır. Şöyle demişti...'Bende şiiri çok seviyorum, yazmak istiyorum... ama yazıyorum... yazıyorum... bir de bakıyorum ki; sonunda hep nesir yazıya dönüşüyor şiirler. Bu demek; şiir apayrı bir iş! '... Maalesef galiba bizde bazen öyle yapıyoruz sanırım. Bu ülkeye şiiri tekrar sevdirmek ve okutturmak istiyorsak o gereken ihtimamı göstermemiz gerekir. Haydi dostlar...seferber olalım o yüce dağları aşmak için! ŞİİR benim özgürlük ülkemdir! Sevgi ve saygılarımla.


                                                                                                               Ahmet DURGUT

 

 

 

Ebediyet Bargâhı

 

Mânâdan aşka

"Sen" görünüp

Ayrı kelâmda eser,

Her virgüle

Vaat...

Doluşmak...

Rüyâsıdır cümleler.

 

Ha milât'tan önce ha milât'tan sonra şehir

Yaşıyoruz neferi sürülmüş yeksan zümre.

Var ettiğin tarz; Akıllarda kalmak akşamı...

Yâr ettiğin arz; Fikirlerde yanmak sabahı...

 

"Dün" harflerinin yerleri değiştirilecek

Yine tüm virgüller "O" noktaya yönelecek...

"Sen" olan aşkın "Ben" âşıkları belirecek

Yeni "gün" eserleri hayata yön verecek.

 

O yolda Mecnun'u sorsan kimlik tanımazlar

Mazide dert çekmemiş Leylâ'sız hafızalar...

Ha sanrı'dan önce ha sanrı'dan sonra şiir

Taşıyoruz defteri dürülmüş yekta cümle.

 

Ete kemiğe

"Ben" bürünüp

Aynı âlemde nefer,

O noktaya

Naat...

Ulaşmak...

Dünyasıdır zümreler.

 

Ahmet DURGUT

Kayıt Tarihi : 8.1.2021 17:03:00


1 yorum:

Hacı Mehmet KARAKAŞ

Hacı Mehmet KARAKAŞ 21.01.1988 yılında Adıyaman’ın Kâhta ilçesinin Yolaltı Askeran köyünde,  kalabalık bir çekirdek ailede, çiftçi bir baban...

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *