25 Ocak 2021 Pazartesi

Aşık Şiirinde Divani Ve Aruzlu Şiir Türleri

 




Divani

Âşık Şiirinde aruz ölçüsünün Fâliâtün / Fâliâtün / Fâliâtün / Fâilün kalıbı ile söylenen ve âşıklar arasında “divânî” olarak bilinen şiirlerdir.

 

Ser-nigun kıldık zamanın sagar-ı minasını

Çekmeyiz şimden gerü sakinin istiğnasını

 

Sagarından badesinden neşesinden çektik el

Başına çalsın felek ahval-i nâ-ber-câsını

 

Hırka-puş olduk kalender-meşreb olduk hasılı

Hiçe saydık alemin a'lâsını ednasını

 

Düştüler çah-ı kazaya göz göre ikbâl için

Alemin gördük nice bina vü na-binasını

 

Biz libas-ı fahrı Mekki çak çak ettik yine

Talihi her kimse giysin atlas u dibasını

                                                                     ( Mekkî)

 

 

Divan

Gazel, murabba, mahammes, müseddes, musammat gibi bazı nazım biçimlerini içerir. Divan, kendilerine özgü ezgileri olan  bir nazım türüdür.

 

Selis

Aruzlu türler arasında yer alan selis, aruz ölçüsünün

Feilâtün (Fâilâtün) / Feilâtün/ Feilâtün / Feilün  kalıbıyla yazılan şiirlerdir.

 Selisler, hecenin on beşli şekliyle de uyumlu olan  özel ezgilerle icra edilirler.

 

 

Yine aldı gam u efkâr-ı dili dâğ-ı tenin

Acımaz mı yüreğin merhametin yok mu senin

Ne revâ çevri ola goncaya serv-i semenin

Acımaz mı yüreğin merhametin yok mu senin

 

Bunca cevr ettiğini kimseler ey gül edemez

Ben gibi nâle vü nâlişleri bülbül edemez

Ah u efgânıma kâfir de tahammül edemez

Acımaz mı yüreğin merhametin yok mu senin

 

Bunca derde kim kodun âşık-ı bî-çâreleri

Tiğ-ı cevrin ile açtın sineme yâr eleri

Dâğ dâğ oldu a kâfir ciğerim püreleri

Acımaz mı yüreğin merhametin yok mu senin

 

Çünkü göğsünde yok insâfın a zâlim nideyim

Varayım haşım alıp özge diyâra gideyim

Sen git ağyar ile gül oyna da ben zâr

ideyim Acımaz mı yüreğin merhametin yok mu senin

 

Derd-i aşkın komadı Nûri mecâlim yetişir

Bu kadar çekmeye de kalmadı hâlim yetişir

Yetişir çekticeğim gayri a zâlim yetişir

Acımaz mı yüreğin merhametin yok mu senin

                                                                      (Tokatlı Nurî)

 

 

Semai

Âşık şiirinde heceli semailerden başka aruzlu semailer de söylenmiştir.

 Aruzun  Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün kalıbında

gazel, murabba, muhammes ve müseddes nazım şekilleriyle ve özel ezgilerle okunurlar.

Hece ölçüsünün 8+8=16’lı şekliyle de uygunluk gösteren semailer

 Musammat  ve yedekli semai olarak adlandırılır.

 

Efendim gel bana bildir bu istiğnâ ne âdettir

Bana bildir bu istiğnâ ne âdettir adâlettir

Bu istiğnâ ne âdettir adâlettir hâlâvettir

Ne âdettir adâlettir hâlâvettir nezâkettir

 

Nice tarif edem medhin bu âlemde senin dilber

Edem medhin senin bu âlemde dilber rûyin enver

Bu âlemde senin dilber rûyin enver lebin sükker

Senin dilber rûyin enver lebin sükker saâdettir

 

Yanağında açılmıştır o gonca-ter gül-i ra'nâ

Açılmıştır o gonca-ter gül-i ra'nâ gözü şehlâ

O gonca-ter gül-i ra'nâ gözü şehlâ ne hûb sevda

Gül-i ra'nâ gözü şehlâ ne hûb sevdâ ne takattir

 

Cüdâ kılmaz seni Hengâm bedenden can cüdâ olsa

Seni Hengâm bedenden cüdâ olsa feda olsa

Bedenden can cüdâ olsa fedâ olsa gedâ olsa

Cüdâ olsa fedâ olsa gedâ olsa şefaattir

                                                               (Hengamî)

 

Kalenderî

Özel ezgileri olan kalenderîler

 Aruzun Mefûlü/ Mefâilü / Mefâilü / Feûlün kalıbıyla

Gazel, murabba, muhammes ve müseddes şekillerinde hece ölçüsüyle ve dörtlükler halinde söylenmiş örnekleri vardır.

 İstanbul semaî kahvelerinde

Aşık fasıllarında

kalenderîler, divan ve halk şiirinin etkileşimi açısından önemlidir.

Gönlüm seni ey şûh-i sitem-ger sever oldu

Hicrin bana âh kim neler etti neler oldu

Sensiz geceler hem-demim âh-ı seher oldu

Her sâat-ı hicrin bana bin yıl kadar oldu

 

Feryâd u figânım bu gece arşa dayandı

Derd ü gam ile dîdelerim kana boyandı

Firkat günü âh böyle uzandıkça uzandı

Her sâat-ı hicrin bana bin yıl kadar oldu

 

Rahm eyle bu firkat odunu söndür efendim

Bir katre zülâl-ı lebini gönder efendim

Mehcûr olalı bir iki üç gündür efendim

Her sâat-ı hicrin bana bin yıl kadar oldu

 

Ahımla cihan gamz eder bu ne aceb âh

Hicran oduna can u ciğer yandı bu şeb âh

Neyse bu Gedâyî kulunu terke sebeb âh

Her sâat-ı hicrin bana bin yıl kadar oldu

                                                                       (Gedâyî)

 

Satranç

On dokuzuncu yüzyılda karşımıza çıkan satrançların sayısı da oldukça azdır.

Aruz vezninin Müeilün / Müeilün / Müeilün / Müeilün kalıbında

Hecenin 8+8=16’lı şekliyle uyum gösteren satrançlar zel bir ezgiyle okunur.

Şiirlerde iç kafiye vardır. Beyitler, içerideki kafiyeli bölümlerden bölündüğünde

dörtlük şekline dönüşür.

 Satrançlar, gazel, murabba, muhammes ve müseddes şekillerinde yazılmıştır.

 

Medhine meddâh olalım hüsrev-i hûban güzele

Vasfına sözler bulalım dinleye yaran güzele

 

Benzeyemez hür u melek hidmetine çektik emek

Dişleri zer şâne gerek zülfü perişân güzele

 

Dayanamam nazlarına tûti gibi sözlerine

Çekme seza gözlerine kuhl-i Sıfâhan güzele

 

Söyleme efsâne gibi bakması bigâne gibi

Şem'ine pervâne gibi yan güzele yan güzele

 

Söylese diller dolaşır bakmaya gözler kamaşır

Sırmalı kaftan yaraşır serv-i hırâman güzele

 

Yüzüne zer hızma ile cebhe zeheb düzme ile

Başta oya yazma ile yakışır elvan güzele

 

Ruhları gül goncafemi kendi aşiret Hatem'i

Gezseler Rûm u Acemi olmaya akran güzele

 

Serv-i sehî kametime kâmet-i kıyametime

Gelse eğer davetime kesmeli kurban güzele

 

Emrine ta at edelim çevrine gayret edelim

Haneyi halvet edelim bir gece mihman güzele

 

Câm ile mey süzdürelim bezme şeker ezdirelim

Seyr ederek gezdirelim bâğ ile bostan güzele

 

Dertli-i efkendeleriz vasfını gûyendeleriz

Can baş ile bendeleriz şimdi Alî-şan güzele

                                                                               (Âşık Dertli)

 

Vezn-i Âher

 

Aruzun Müstefilâtün / Müstefilâtün / Müstefilâtün / Müstefilâtün kalıbıyla

Her mısrası dört parçadan oluşur, dört mısralık ve  musammat (iç kafiyeli) şiirlerdir.

 

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hacı Mehmet KARAKAŞ

Hacı Mehmet KARAKAŞ 21.01.1988 yılında Adıyaman’ın Kâhta ilçesinin Yolaltı Askeran köyünde,  kalabalık bir çekirdek ailede, çiftçi bir baban...

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *