30 Ocak 2021 Cumartesi

Melisa GÜRPINAR

Melisa GÜRPINAR (1941 - 2014)

“Melisa Gürpınar, 1941’de İstanbul’da doğdu. İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde bir süre okudu. İstanbul Belediyesi Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nü bitirdi. İlk şiir kitabı Umut Pembeleri, 1962’de yayımlandı. Öğrencilik yılları ve sonrasında, edebiyat alanındaki çalışmalarını sürdürürken, tiyatronun birçok alanında da, öncü, amatör ve profesyonel girişimlere katkıda bulundu. Sonraları ise, tiyatroyla ilişkisini, eleştirmen olarak korumaya çalıştı. 

1975’te Yeni Bir Gün Şarkısı adı altında üç şiir kitabını bir arada yayımladı.

 1981’de Geceyarısı Notları, 

1983’te Ara Beni Sevgilim Sözcüklerin İçinde ve Yalnızlık Mevsimi, 

1985’te Yaz Mektupları adlı şiir kitapları yayımlandı.

 1990’da yayımlanan İstanbul’un Gözleri Mahmur adlı şiirsel öyküleri, Halil Kocagöz Şiir Ödülü’nü aldı.

  1992’de Çocukluğum ve Ölümüm adlı şiir kitabıyla, Uçup Giden Kent adlı çocuk romanı yayımlandı.

1993’te Bir İstanbul Üçlemesi olan bu çalışmanın ikinci parçası, Yeni Zaman Eski Hayat adlı bir oyun   basıldı ve o yıl sahneye konulup oyun yazarlığı dalında Avni Dilligil Ödülü’nü aldı. 

1997’de Okul Arkadaşım adlı gençlik romanı 

 1998’de Salkımsöğütlerin Gölgesinde adlı düzyazı şiir kitabıyla, Kitap Benim Kanadım adlı çocuklar için yazılmış şiirsel bir anlatı kitabı da yayımlandı.

 1999’da, Her Harf Bir Melek adlı şiir kitabı yayımlanan Melisa Gürpınar, toplu oyunlarını ve İstanbul üzerine yazılmış anı ve denemeleri  de bulunmaktadır.


Gece Yarısı Notları

ben on dört yaşımdaydım ilk şiirlerimi yazdığımda

ve ilk aşık olduğumda bisiklete binen bir oğlana

- ama ondört yaşında hiç aşk şiiri yazmamış olmamı

aşkı anlamadan hiç konuşmayan bir sağduyuya mı bağlamalı -

 

sonra okulda bir ablaya aşık olacaktım

sonra saçları oluklu mukavva gibi dalgalı yaşlı bir memura

sonra -inanmaycaksın belki- sinemada yer gösteren bir

adama

 

sonra bir kaleciye

hey tanrım sonra bir deniz subayının ellerine

bir lise öğrencisinin uzun kiprikli gözlerine

ve gözlüklü bir keman öğretmenine

artık aşkı bir mirasyedi gibi harcayacaktım

hiç inanmadan duygu kaynağının bir gün kuruyacağına

ve kimbilir kaç yaşımda olacaktım

aşkın

ancak bedensel bir bütünleşme söz konusu olduğunda

onu gözelleştiren bir çaba olduğunu

şöyle bir düşünmeğe başladığımda

girişilmesi güç ve zorlu bir çaba olduğunu onun da

sen bir ozan kızısın

çok büyük tarihi aşklardan

ve sabun köpüğü gibi çocukluk günlerinden yaratılmadın

dünyanın bütün acılarını kollarında uyutan bir kadınsa

senin anan

artık kimselere aşık olamaz

olsa da can eriği yemiş gibi olur ancak....

 

ben onsekiz yaşında da hiç olmadım

kayak yaptığımı anımsamıyorum

yüzme havuzuna girdiğimi ve berbere gittiğimi de

dünyanın doğusuna doğru ilerledikçe

çoğalır hiçbir yaşa gelmeden ölenler

ve neden öldüğünü bilmeden ölenler yemen'de

altmış yaşında da olamaz kimse

kırkbeş yaşında da tam tamına

ben artık neyi yazıyorsam

onu yazdığım yaşta duracağım

karar verdim yalnız oralarda yaşayacağım

 

sen bir ozan kızısın

durmadan yaşlanan

ve ağlamaktan başka silahı olmayan

bir kadının değil

hırçın bir hesap uzmanı da değil vergi dairesinde

çok güler yüzlü bir bayan banka şefi de değil senin anan

devetabanlarıyla dolu bir odada müşteri ağırlayan

sapho'yu tanımamış olabilirim nazım hikmet'i

bir ozanım ama

ne faulkner'ı ne nietszche'yi saymakla biter mi

tanımamış olabilirim sözün gelişi

yunus emre gibi dağ başında kimseyi

atlı karınca mı keten helvası mı kiralık sandal mı

aksak timur ya da taptuk emre'mi diye sorabilirim

bunların anlamı

 

hiçbir okulu bitirmedim

hiçbir dili sevmedim ana dilimden başka

ben biraz çerkezim biraz arnavut biraz giritli

kendi esintilerimle başbaşa kalınca bazen tanımıyorum hiç

kimseleri

 

bilirim üzümü şarabı ve sirkeyi

-birbirinden elde edilen acı ve tatlı herşeyi-

reçellik incirlerin üstündeki kahverengi çilleri

kuzu etiyle rezene otu pişirmeği

dedemin biri beşyüz yıldanberi ıstanbul'da yaşarmış

söylentilere bakılırsa

ben gidip onu da görmedim

tanımak da istemiyorum aslında 'sülalemi'

hiç kitap da okumadım -var mı ötesi-.....




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hacı Mehmet KARAKAŞ

Hacı Mehmet KARAKAŞ 21.01.1988 yılında Adıyaman’ın Kâhta ilçesinin Yolaltı Askeran köyünde,  kalabalık bir çekirdek ailede, çiftçi bir baban...

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *