23 Ocak 2021 Cumartesi

İrfan KARABULUT

İrfan Karabulut

Hazan vaktinin ağlamaklığın da tanıştım hayatla. İnatla dağların serin sıcaklarıyla kavrulan başaklarda nefes aldım. Oysa kendimi tanıdığımda küçük virane bir Anadolu kasabasında soludum. Mavi gökyüzünün yokluk kokan özgürlüğünü. Ve inançların peşkeş çekildiği mezhep çatışmalarının altında ezildim kimi zaman. Suskunluğum masum haykırışlara dönüştü. Sevginin güçlü kıldığı bozuk düzende kendi içimde yapayalnız bir şair yarattım. İhanete ve sevdaya dair karanfilleri sundum hayata. Dersimin gülmeyen matemli ve güneşte kavrulan yüreğini Munzur’un bile serinletemediği, çocuk çığlıklarının kulakları tırmaladığı bir vakitte takvimler dokuz yüz altmış altıyı gösteriyordu. Bir hazan-ı güzde ben hüzünle ailem sevinçle karşıladık hayatı. Orta halli müstahdem bir babanın üç çocuğundan ilkiyim. Daha iki yaşında baharı yaşamadan yalçın kayalardan nevruz koklamadan gurbet el verdi. Çocukluk ve gençlik yıllarım Elazığ'ın ilk yerleşim bölgesi olan Harput'ta geçti. Bana sorarsanız çocuk duygularla evliyalar şehri bir başkaydı. İçimdeki tarifsiz ateş ve tutkuyla hala da kara sevdalısıyım. Eğitime ilk-orta-liseyi burada devam ettim. Başarılı bir öğrenci olmasam da edebiyata merak ve ilgi bende tutkuydu. Çoğu zaman sohbet ve konuşmalarımı bile elimde olmadan vezin ve hece dâhilin de uyakça tamamlarım. Şiirle dokuz yüz seksen yılında dergi, gazete ve mecmuaları okumayla tanıştım. İlk deneyimim şiir oldu. Zaman su gibi akarken dokuz yüz seksen iki senesi zamanın sellerinde boğulurken, bu kez pusulanın ucu torosların kavurucu sıcaklarına takılıp temmuz çarmıhında asılıydı. Toroslar bereketli ovaları babamın memuriyetini alıp sağlığına kavuştururken, beni de toprak ağalarına peşkeş çekmişti. Çukurova ile tanışmam sıkıntılı hayatın kilometre taşlarında kaybolan gençliğimi yaşayamadan geçim küfesini yüklenmekle başladı. Bu arada yazdıklarımı sadece sayfalarda saklıyordum. İş ve eğitim bir arada gitmeyince liseyi yarıda bırakıp vatani görevimi sene-i devriyesini dokuz yüz seksen dokuzun mayısında tamamladım. İlk iş olarak dışarıdan bitirmelerle lise mezunu olmayı başardım. Şiir tamamen hayatıma girdiğinde kendimi tutkuyla yazmaya adadım. Ve dokuz yüz doksan üç senesinin zemherisinde evlendim. Çukurova’nın sıcağı beni bir türlü hazmedemeyince bana yine gurbet yolları göründü. Bir hazan mevsiminde İstanbul'un Anadolu yakasına otağımı sabahı puslu bir vakitte kurdum. Ağır çalışma ve geçim koşulları altında hala çalışırken bir yandan da şiir dağarcığımı dolduruyorum. Nihayet çevremden cesaretle adımlar atıp kendi imkânlarımla şiir kitaplarımı çıkarıyorum. İki erkek çocuk babasıyım. Halen iş, aile ve şiir hayatımı yedi tepeli İstanbul'da sürdürmekteyim.


Kitaplar: 

1-Aşkın Uykulu Nöbetleri (şiir)

2-Firari Mürdüm Çiçeği (şiir)








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hacı Mehmet KARAKAŞ

Hacı Mehmet KARAKAŞ 21.01.1988 yılında Adıyaman’ın Kâhta ilçesinin Yolaltı Askeran köyünde,  kalabalık bir çekirdek ailede, çiftçi bir baban...

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *