5 Şubat 2021 Cuma

14.Yüzyıl Azeri Sahası




 Hasanoğlu 

XIV. yüzyıl Azerî sahasında yetişen Hasanoğlu hakkında bilinenler sınırlıdır. XIII. yüzyılın sonlarında ve XIV. yüzyılın başlarında yaşadığı tahmin edilen şairin asıl adı Şeyh İzzeddîn-i Esferâyânî’dir. Türkçe şiirlerinde Hasanoğlu, Farsça şiirlerinde Pûr Hasan mahlasını kullanan şâirin Devletşah Tezkiresi’nde, bir Divan’ı bulunduğu ve bu Divan’ın XV. yüzyılda Azerbaycan’da ve Anadolu’da çok tanındığı belirtilmektedir.


1. Apardı könglümi bir hoş kamer yüz cân-fezâ dilber Ne dilber dilber-i şâhid ne şâhid şâhid-i server 

2. Men ölsem sen büt-i şengül surâhî eyleme kulkul Ne kulkul kulkul-i bâde ne bâde bâde-i ahmer 

3. Başumdan gitmedi hergiz senünle içdügüm bâde Ne bâde bâde-i mestî ne mestî mestî-i sâgar 

4. Şehâ şîrîn sözün kılur Mısır’da bir zamân kâsid Ne kâsid kâsid-i kıymet ne kıymet kıymet-i şekker

 5. Tutuşmayınca der-âteş belürmez haslet-i anber Ne anber anber-i sûziş ne sûziş sûziş-i micmer 

6. Ezelde cânum içinde yazıldı sûret-i ma’nî Ne ma’nî ma’nî-i sûret ne sûret sûret-i dilber 

7. Hasanoğlu sana gerçi du‘âcıdur velî sâdık Ne sâdık sâdık-ı bende ne bende bende-i çâker


Kadı Burhaneddin 

Kayseri’de 1345 yılında doğan Kadı Burhaneddin, Harezm’den gelen ve Selçuklular zamanından beri babadan oğula geçen kadılık mesleğinde olan bir ailenin çocuğudur. Kadı Burhaneddin’in asıl adı Ahmed olup, babası Kayseri kadısı Şemseddin Mehmed’dir. Atalarından Harezm’den Kastamonu’ya göç eden Mehmed’in oğlu Celâleddîn Habib 1243 yılında Kayseri kadısı olmuş ve Kayseri kadılığı bu tarihten sonra aynı sülaleden Kadı Burhaneddin’e kadar gelmiştir. 1365 yılında kadı olan Burhaneddin Ahmed, sülalenin Kayseri’de kadılık yapan en son ferdidir.

 Kargu boyum vâcib midür kaşun içün kemân ola

 Yazuğ olur mı gamzeden cânuma ger amân ola

 İy gözi karakçı lebi sâkî beni mey-nûş 

V’iy kaşları hâcib yüzi han kirpügi çavuş

 Kim gördi gice güneşi ürker güpelüce

 Yâ kimün olan dünyâda bir serv-i kabâ-pûş 

Göge çıhdı sinün ile sanemâ râyet-i ışk 

Mu’ciz oldı i begüm hüsnün ile âyet-i ışk 

Ben imâmam kaşı mihrâbına karşı tururam 

İrürürem kime ki gereg ise kâmet-i ışk


Nesîmî 

XIV. yüzyılda Azerî Türkçesi ile coşkulu ve lirik şiirler yazan Nesîmî’nin hayatı hakkında rivayetlere dayanan ve birbiriyle çelişen çok az bilgi bulunmaktadır. Soyu Peygamber’e dayandığı söylenen Nesîmî’nin asıl adı İmadüddîn, bir başka iddiaya göre de Nesîmüddîn’dir. Onun Şamahı, Şiraz, Diyarbakır veya Bağdat yakınlarındaki Nesim kasabasında doğduğu; Diyarbakır, Irak ve Tebriz taraflarında yaşadığı ve I. Murad devrinde Anadolu’ya geldiği rivayet edilir. Şiirlerinden devrinin medreselerinde okuyarak iyi bir eğitim gördüğü anlaşılmaktadır. Âşık Çelebi’ye ve Divan’ındaki, Arab nutku tutulmışdur dilinden Seni kimdür diyen kim Türkmensin şeklindeki beyte göre Nesîmî bir Türkmen’dir. Şeyh Şiblî’nin dervişlerinden olan Nesîmî, İran’da Hurufîliğin önderi olan Fazlullah-ı Hurûfî’ye (öl. 1394) intisap etmiş ve daha sonra onun halifesi olmuştur. Hacı Bayram-ı Velî’ye intisap etmek isteyen, ancak bu isteği kabul edilmeyen Nesîmî, Halep’te öldürülmüştür (1404).

Deryâ-yı muhît cûşa geldi

 Kevn ile mekân hurûşa geldi 

Sırr-ı ezel oldı âşikâre 

Ârif nice eylesün müdâre


Âlemde bu gün sencileyin yâr kimün var

 Ger var dir isen yoh dimezem var kimün var 

Dildâr-ı mecâzî bulınur âşıka yüz min 

Benzer sana tahkîkda dildâr kimün var 

Mahbûb kamer yüzlü boyı sidre yüküşdür 

Yanagları gül la’l-i şeker-bâr kimün var

 Işkun gamına eylemişem gönlümi mahzen 

Bir munçılayın mahzen-i esrâr kimün var


Sultan Ahmed b. Veys

 XIV. yüzyılda Azerî sahasında yetişen şairlerden biri de Ahmed b. Veys’tir. Irak’ta İlhanlılardan sonra hüküm süren Türk sülalesi Celâyirlilere mensup olan Sultan Ahmed b. Veys, şair ve sanatkâr bir hükümdardır (1382-1410). Türkçe, Arapça ve Farsça şiirler yazmış olan Sultan Ahmed’in Mecmu’atü’n-Nezâir’de bir gazeli bulunmaktadır. Sultan Ahmed’in bu gazelinden usta bir şair olduğu ve Bağdad’da Celâyirlilerin sarayında Türkçenin edebî dil olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Şairin yedi Farsça divandan oluşan bir külliyatı bulunmaktadır. Bu külliyatta yer alan ilk dört divanı üzerine Sadık Armutlu doktora (Erzurum, 1990), beşincisi üzerine ise Nimet Yıldırım yüksek lisans tezi (İstanbul, 1991) hazırlamıştır. Veyis Değirmençay ise altıncı (Erzurum, 2000) ve yedinci divanları yayımlamıştır (Erzurum, 2001)


1. Kim ola dün gün işinde fikr ü tedbîr eylemez N’eylesün tedbîr-i bende çün ki takdîr eylemez 

2. Hayr u şer nakkâşı bî-çûn yazdı bir levh-i cebîn Âdem oğlı cehd idüp o1 nakşı tağyîr eylemez 

3. Âyet-i “nahnu kasemnâ” ma’nisin her kim bilür Yef’alu’llâh mâ yeşâ bu sırrı tefsîr eylemez 

4. Her kime oldı müyesser künc-i genc-i ma’rifet Pâdişâh-ı vakt olupdur hizmet-i mîr eylemez 

5. Her kimün kim aklı vardur o1 bilür hâli nedür Bu güni tanlaya koyup anı te’hîr eylemez 

6. Ârif oldur hâliyâ işbu ölümlü dünyede Şâhid ü şem’ ü şarâb u sâzı taksîr eylemez 

7. Defter-i ömri hisâbı âhir oldı câhilün Bed-ameldür cüz gam-ı bîhûde tevfîr eylemez 

8. Dem geçürdi merdüm-i dil-haste-i çeşmüm benüm Cüz sirişk-i lâle-gûn der-nâme tahrîr eylemez

 9. Kumrı vü bülbül okır Hak zikrini her dem velî Ahmed ibni Veys okur bu sözi takdîr eylemez 




Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar

 Arslan, M. (2007). Mihri Hatun Divanı, Amasya Valiliği Yay. Ankara. Banarlı, N. S. (1971). Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, I-II,, İstanbul. Bayram, Y. (2009). Adli Divanı, Amasya. Büyük Türk Klâsikleri, C. 2, (1985), Ötüken-Söğüt Yay, İstanbul. Canpolat, M. (1982). Ömer bin Mezid, Mecmuatü’nNezâir, TDK yayınları 500, A.Ü. Basımevi, Ankara 1982. Cengiz, H. E. (1983). Divan Şiiri Antolojisi, Bilgi Yay, İstanbul. Doğan, M. N. (2004). Fatih Divanı ve Şerhi, İstanbul. Ersoylu, H. (1989). Cem Sultan’ın Türkçe Divanı, TDK Yay., Ankara. İpekten, H. (2000). Nef ’î, Hayatı Sanatı Eserleri, Akçağ Yay., Ankara. İsen, M.-Cemal Kurnaz, (1990). Şeyhî Divanı, Akçağ Yay., Ankara. İz, F. (1999). Eski Türk Edebiyatında Nazım I, Akçağ Yay., Ankara. Karabey, T. (1996). Ahmed Paşa, Hayatı Sanatı Eserleri, Akçağ Yay., Ankara. Köksal, F. (2006). Sana Benzer Güzel Olmaz, Divan Şiirinde Nazire, Akçağ Yay, Ankara. Köprülü, M. F. (2006). Divan Edebiyatı Antolojisi, Haz. Ahmet Mermer, Akçağ Yay, Ankara. Kurnaz, C. (1987). Hayâlî Bey Divanı Tahlili, KB Yay, Ankara. Levend, A. S. (1984). Divan Edebiyatı, Kelimeler ve Remizler, Mazmunlar ve Mefhumlar, Enderun Kitabevi, İstanbul. Onan, N. H. (1991). İzahlı Divan Şiiri Antolojisi, MEB Yay., Ankara. Onay, A. T. (2007). Açıklamalı Divan Şiiri Sözlüğü, (Haz. Cemal Kurnaz). Birleşik Dağıtım Kitabevi, Ankara. Özmen, M. (2001). Ahmed-i Dâi Divanı, I. cilt, Türk Dil Kurumu Yayınları: 775/1, Ankara. Pala, İ. (2007). Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, Kapı Yay., İstanbul. Saraç, M. A. Y. (2011). Eski Türk Edebiyatına Giriş: Biçim ve Ölçü, Anadolu Ünv., Açıköğretim Fak. Yay, Eskişehir. Sefercioğlu, N. (1990). Nev’î Dîvânı’nın Tahlili, KB Yay., Ankara. Süleyman Çelebi, (1990). Mevlid, (Haz. Faruk K. Timurtaş), MEB Yay, İstanbul. Şentürk, A. A. (1999). Osmanlı Şiiri Antolojisi, YKY Yay, İstanbul. Tarlan, A. N. (2005). Ahmed Paşa Divanı, M.E.B. Yay., İstanbul. Tarlan, A. N. (1997). Necâtî Bey Divanı, İstanbul. Timurtaş, F. K. (1974). Osmanlı Türkçesi Metinleri II, İstanbul. Timurtağ, F. K. (1981). Şeyhî’nin Harnâme’si, İstanbul Tolasa, H. (1973). Ahmet Paşa’nın Şiir Dünyası, Atatürk Ünv. Yay, Ankara. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hacı Mehmet KARAKAŞ

Hacı Mehmet KARAKAŞ 21.01.1988 yılında Adıyaman’ın Kâhta ilçesinin Yolaltı Askeran köyünde,  kalabalık bir çekirdek ailede, çiftçi bir baban...

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *